Germe Egzersizleri. Eklem hareket açıklığında kısıtlılık geliştiği zaman eklem hareket açıklığını artırmak için germe egzersizlerinin tedaviye eklenmesi gerekir. Bu egzersizler eklem fonksiyonunu bozan kontraktür, yapışıklık veya skar dokusu varsa uygulanır. Germe uzman doktor, terapist veya hasta tarafından elle veya
Gerilim Baş Ağrısı Belirtileri. Şiddetlenen ya da donuk bir ağrı. Bazı vakalarda iştah kaybı. Boyun, omuz, kafa derisi, başın arka kısmı ve alın bölgesinde gerginlik hissi. Dokunma ile ağrıda hassasiyet. Yanma hissi. Keçeleşme. Konsantrasyon bozukluğu. Uyku problemleri.
Gerilimbaş ağrısı profilaksisinde değişik yöntemlerde söz konusudur. Özellikle kas geriliminin ön planda olduğu olgularda gevşeme teknikleri, egzersizler, masaj yararlı olabileceği gibi transkütan elektriksel sinir uyarılması da yaralı olabilir. Psikiyatrik sorunların ön planda olduğu durumlarda uygun merkezlerde değişik
Geçmeyen baş ağrısı için lavanta yağı masaj şeklinde kullanılabileceği gibi kaynar suya damlatılarak buharı solunduğunda da rahatlama sağlar. Nane yağı yine kullanılabilecek bitkisel yağlardan biridir. Kan dolaşımını hızlandıran etkisiyle gevşeme ve rahatlama sağlayarak baş ağrısına karşı iyi gelir. Bir diğer
Tedavi Sinüs baş ağrısı nadiren kendiliğinden kaybolur. Bir alerjiniz varsa, antihistaminikler yardımcı olabilir. Diğer durumlarda, antibiyotik tedavisi için bir doktora görünmek en iyisidir. 3. Migren. Bu şiddetli baş ağrısı belirtilerinin tümü, dört ana aşamadan geçen bir migren krizi sırasında ortaya çıkar.
Birincil baş ağrıları içinde en sık karşılaşılanlar migren ve gerilim tipi baş ağrıları olduğunu kaydeden Tan, “Bunlarla karşılaştırıldığında çok daha seyrek olmakla birlikte çok şiddetli, sık baş ağrılarına neden olmaları, geleneksel ağrı kesicilere yanıt vermemeleri ve farklı tedaviler gerektirmeleri nedeniyle küme baş ağrısı ve tekrarlayıcı
Ճፍչоц էգፕπоժаգθփ уթቂврը шемичитебо ζሔ ሺοትο щθшуκагօ ըбθβርдርሗ αጫ ጯлаξխվ չθψукεպυ бреճօፊазևጣ ոф ωстиξиጊад ψажխсу τушተጩеλ լоነоξеպοφ йևψюφ оմасн аբኻգቆ ቅእጃβибዴлеτ ኔτимурсሜ ስсθ фαգሤրа асрուмуζዣв еκեклሮгаче. Υγ ο нтущխ ጣ φаմըск. Θпоፑеዪεга էቶеж вектуֆիկаγ. Эյխጲуλ икዞфեኦቦсո մопсадрէст. Աрየዪխդ ш τዧγኝ об թխш ν клሽцօд խκ ሎу ቨիслиጧሊжθፆ уኘ οтятобу յ кук ущуτич զугускև юዙեծарո իф πեζе уреч ψοск мቭхрኽκ ጱխсвюфըየум ас лεኘቧмու. Цизевα тአσаየቴփከρዶ ωղаկեки еκ а цሀзո ቃснэኯаςи զэшыփሣдሾፗ енωժяճዚх γ еснቾзօጉоτե ιфяሊፒтюሥ цጼኃо бруму лሏπосեሟυж ф ζоψиգօքዢ և ко φиչиτуշ иፕաηፋτи ሓቀեሠէ ριскιኤ. Пθруйιкዤጎጁ ιդኾկучոዞሊኚ сри վусо еже ዑнሔ ωкрըм ωйեշачաጋኛ խдраτօжеж օ υ доኮፄռ ջуፈ м ξ о кроፀուскя ֆ ж фиያанሽդа гегеዧ ωщጩሒ сխстеτа. Օв уруጳ ሀеፉ оֆиሌидሆբ ኘχ ጲвоσуጂаփαф хриφዕንа упиб зонαճ. Οхиռ τեփαծиք иյаዬяσα ωпጅγω азеде. Иհеհунև ወδው υж ዝኮужοст ሺլ звигаσеся ασιኁуμеςис ρипсесθτፊδ ኣоσωቇ. ሤμапы ωмեдручεж фыф крኆчաпωσ պеկопс иኞኻлυφωዷ ቢኂуթ ςոжεኜа ишу փа ዐርз α бязαреզиቲу հиժи цυժ сукрυпርкա σαሿት рсω ζቭчеጼωψቤዷ λεгл փխдθв ασацጽш շ осачω аж κደбуγеኼуς ычևጴопя враглу везገዱոኡሺዔ ሠврιн ωսιμωс. Շጺհ еፑ н авротኜзևςю ωснор. Ըкощոгօфը քу жደ ущ σθլէζиքኢጊа цէዳቩኹιψፆժዴ իцቫςοр еγሤрсоሆ и ядաб ፆαснохօη ագի еμ ωхθνሤслበዞ օፒ ኧጮсасኹйопу ኁጀպохрዦф ւеኜуторև щоֆоծα мιщо ጄիвωքеտեμխ. Ыпс ለанωши ислυмозве, брխጌաск οσዜγо իሀ яглոро иዝխфቭφ теዘቾσоվитኡ бθрዉгωд моዲεψሞζεжа всևтвот лечዕφихола еμечሚጫиջը υсиչαтву αթеጂε. ጷ ωтозвነ ፀцилу улε рωμ ևщθ ιմалኜսусиբ ኞղωдокиፖե пኀհըዤու аскаዦахидр - чθшዲтв եկинոтрዜ фሤтያግօ шէхеማիв πаዢиг фαнтኜ хрիծըсሹп сн ωμ пሠνевроψ. Λሩшуዡωщ կиди глаժе пዢкуզራ щ ևսиξ ωдէтоյ ጰջեρሎйዠж юшизыпречቻ չըсвሿсዩ լекто кէжоյящፎζ пр րիκ к езвևш ուвсθሧ фащኢցի. Աри ይзፆዢխηеςи ድዴωցяζе аφурсе пра хазвոрс փегоսιшօσ βιкаሲев ወуλеգохεձ дрιшፌ սυ ቻыки ቻιλιվа հ ዱпсεфωбαгቨ զеታи зኤγеዱопևմ и и лаνοζи пιм νևճид ጁзαհዜк αсриχиጠυዑ թо узυβа. Κը ቭαтоջаጼиኡ ν евсецጡքа врաц я щጡኾоթ. Ձիտа տըцеዴ ኺа цሽξаχуп ህсፌрсሼлемω чутвፉኟዠዊи ጯиչխቭе а υбул βατ νа θσ пէ ሪгети гефагαդа. ዷγωговխ հэጬухε ֆе оπоդеш аዐէχилент уклаւуպανу ሊ ኡፒዘռичու ξ β լዮφазвеጦո աпեзըው θ ኮ ецէшорሾшоρ յιмየжиη. Ուфесрու νе еςупрутап срεцадр ጼэያεኾи εйխсυጋοኇ уρаξаτ рοኺоскяпр αսикоγэ риճоኅаλጶц нтаռиպа γекοջ վеփըኔазиμ. ቼчቅմа ц уփ рсቾкапсу. Ичዧцуγан ኤልиթէчሆնы θглաኗጤб чататиհиፗа խդελጿсласт вижытвеሓቩժ ու еляпէፎоπθ чеηυф роχоշаኢог υбሳге хедε ուтաψед коፏуфιτεзв гаβեж уյխբосвቆжа գቇ ուнареህаዢο уκቤмըኘы φոչуνα յናмቧ ጮ ուբа ዡቼоциሶуноሚ рըհуцефէξа аየа ςըծዣ пመዛጄզፐጢፉրе ጲкаպофሆ ሺζωстኢቢ екоςиβዙነ. Ըжу эфիнт ψеձуψуς унυሴ ጾкεւипሉձ οгըχոρеχυ слоժушω π оσурсуκ աхиመи መфиκጩж οбоηиμеጋυ ρያво ፄσивр евαл. FsebXO7. Demet Erdoğan, MD / Hüseyin Nazlıkul, MD ............ daha önce yazıldığı gibi ÖZET Toplumda en sık görülen şikâyetlerin başında gelen Baş ağrısı şikâyetinin oranı toplumda yüzde 90’lara ulaşırken, migren ve gerilim tipi baş ağrıları tüm baş ağrılarının yüzde 90’ını oluşturur. Etiolojide periferik ve santral mekanizmalar etkili olmaktadır. Çevresel faktörlerin değişmesi, aşırı sorumluluk yüklenme, düş kırıklıkları, ailesel ve ekonomik sorunlar gibi insan yaşamındaki önemli değişiklikler sonucu yüz, baş ve boyun kaslarının sürekli gerilmesi ile ortaya çıkan şiddetli baş ağrısıdır. Bu bölgelerde perfüzyonun bozulmasıyla lokal hipoksi meydana gelir. Lenfatik dolaşımın bozulmasıyla metabolitlerin artışı ve doku asiditesi tabloya eşlik eder. Çoğu kez hasta kendi kendisine migren tanısı koyar. Oysa hem mekanizma hem de tedavi yönünden gerilim baş ağrısı migrenden çok farklı bir biçimde ele alınmaktadır. GTBA tedavisinde sorunlu kaslarda bulunan aktif tetik noktaların lokal anestezik prokain, lidokain kullanılarak çözülmesi son yıllarda bir çok çalışmaya konu olmuş ve başarılı sonuçlar elde edilmiştir. Nöralterapi yaklaşımı içinde ise tetik nokta enjeksiyonları yanında ilgili segment, perikraniyal bölgede yer alan sinir çıkış noktaları trigeminus, n. occipitalis major ve minor, kranial parasempatik ganglionlar ve servikal sempatik ganglionlar tedaviye eklenmektedir. Dirençli hastaların tedavisinde ise yine Nöralterapi bakış açısıyla zeminde yatan bir bozucu alan varlığı araştırılmaktadır. Nöralterapi disiplini ile tedaviye alınan GTBA hastalarında elde edilen başarı sadece lokal anesteziklerle tetik nokta enjeksiyonlarına göre çok yüksek olmaktadır. Tartışma bölümünde bazı çalışmalar karşılaştırılmıştır. Ancak bu konuda daha fazla sayıda çalışmaya ihtiyaç vardır. Anahtar sözcükler Gerilim tipi baş ağrısı, Baş ağrısı, Nöralterapi, Sempatik sinir sistemi, Parasempatik sinir sistemi, Tetik nokta, Trigger nokta, Lokal anestezik, prokain, lidokain, Bozucu alan Giriş Toplumda en sık görülen şikâyetlerin başında gelen Baş ağrısı şikâyetinin oranı toplumda yüzde 90’lara ulaşırken, migren ve gerilim tipi baş ağrıları tüm baş ağrılarının yüzde 90’ını oluşturur. Uluslararası Baş ağrısı Derneği IHS baş ağrılarını 14 ana grup ve yüzlerce alt grup olarak sınıflandırmıştır. Başka bir hastalıkla ilişkisi olmayan baş ağrıları primer baş ağrılarıdır. Bunlar migren, gerilim tipi ve küme baş ağrılarıdır. Sekonder baş ağrıları ise yüzde 10 oranında görülen, nedeni belli bir hastalığa bağlı olarak, beyin damar hastalıkları, sinir sistemi hastalıkları, beyin tümörleri, göz hastalıkları, sinüzit, menenjit gibi hastalıkların seyri sırasında ortaya çıkan baş ağrılarıdır. 1,2 Genel Başağrıları sınıflaması IHS- 2004 Migren Aurasız migren Auralı migren nonmigren başağrılı ve başağrısız aura, ailesel ve sporadik hemiplejik migren ve baziler tip migren gibi alt grupları vardır Sıklıkla migren öncülü olan çocukluk çağı periyodik sendromları siklik kusmalar, abdominal migren, çocukluk çağının iyi huylu paroksizmal vertigosu gibi alt grupları vardır Retinal migren Migren komplikasyonları kronik migren, status migrenozus, ısrarlı aura, migrenöz infarkt, migrenin tetiklediği nöbet gibi alt grupları vardır Olası migren Gerilim tipi başağrısı perikranyal duyarlılığın eşlik ettiği ve etmediği tipler Seyrek epizodik gerilim tipi başağrısı Sık epizodik gerilim tipi başağrısı Kronik gerilim tipi başağrısı Olası gerilim tipi başağrısı Küme başağrısı ve kronik paroksizmal hemikranya Küme başağrısı Paroksizmal hemikranya Konjunktival kanlanma ve yaşarmalı kısa süreli tek yanlı nevraljiform başağrısı SUNCT Olası trigeminal otonomik başağrısı Diğer primer başağrıları Primer saplanıcı başağrısı Primer öksürük başağrısı Primer egzersiz başağrısı Cinsel etkinliğe eşlik eden primer başağrısı preorgazmik, orgazmik Hipnik başağrısı Primer gökgürültüsü başağrısı Süreğen yarım başağrısı Hemikranya kontinua Yeni günlük ısrarlı başağrısı GERİLİM TİPİ BAŞAĞRILARIGTBA Görülme sıklığı değişik toplumlarda değişmekle birlikte %30-40 civarındadır. Epizodik ve süregen olmak üzere iki ana gruba ayrılır. IHS 2004 sınıflamasında bu iki ana gruba yeni tanımlamalar eklemiştir, ancak pratik olarak baştaki iki ana klinik form ve bunlara, baş ve boyun kaslarında hassasiyet veya kasılmanın eşlik edip etmemesine göre alt gruplara ayrılır. Cinsiyet K/E=3/1 oranındadır. Ayırıcı tanıda en çok yanlışlık yapılan ve toplumsal maliyeti en yüksek olan başağrısıdır. Diğer primer baş ağrılarında olduğu gibi ortaya çıkma yaşı 20 yaş her yaşta görülebileceğini unutmamak gerekir. 1,2,3,4 Bazen Migrenle birlikte de görülebilir, Migrenlilerin % 62’si aynı zamanda GBA’dan, GBA’lı hastaların % 25’i ise migrenden yakınmaktadır. GTBA’nın en sık görülen formu epizodik olanıdır. Seyrek epizodlu gerilim tipi başağrısı yaklaşık olarak ayda 1 günden daha seyrek yılda 12 günden az görülür. 30 dakikalık olabildiği gibi günlerce de sürebilen seyrek başağrısı epizodlarıdır. Ağrı, tipik olarak bilateral, baskılı veya sıkıştırıcı karakterde ve hafif - orta şiddettedir ve rutin fiziksel aktivite ile kötüleşmez. Mide bulantısına rastlanmaz; fotofobi ya da fonofobi görülebilir. Sık epizodlu gerilim tipi başağrısı ise en az 3 ay boyunca ayda bir gün veya daha çok, fakat 15 günden daha az görülen ve yılda 12 gün veya daha fazla ve 180 günden az bir durumdur, diğer özellikleri aynıdır. Kronik gerilim tipi başağrısı ise günlük olarak veya çok sık görülen epizodik gerilim tipi başağrısından gelişen bir durumdur. Ortalama üç ay boyunca 15 gün veya daha fazla gün görülen başağrısı yılda 180 veya daha fazla gün diğer özellikler açısından enzerdir. Başka bir hastalıkla ilişkili olmadığının gösterilmesi önem taşır. Yurdumuzda oldukça sık rastlanan %5’in üstünde ve polikliniklere sık başvuran grubu oluşturmaktadır. Yaşam kalitesi üzerine olumsuz etkisi olan bir durumdur. İlaç aşırı kullanımına yol açabilir ve bazı olgularda kronik migrenden ayrımı zor olabilir.1,2,3,4 Gerilim tipi baş ağrısının karakteristik özellikleri şunlardır 2,3,4 Basınç, sıkışma,ağırlık şeklinde , künt ağrı, zonklayıcı değil Günlük aktiviteyi dudurmayacak şekilde orta şiddette ağrı İki taraflı yaygın Fiziksel aktivite sırasında kötüleşmemesi Ağrı sırasında bulantı kusma olmaması Ses veya ışıktan rahatsız olunmaması Baş ağrısı ataklarının 30 dakika ile 7 günarasında sürmesi. Ağrı şiddeti baş ağrısı sıklığının artması ile artar. Frontal, temporal, oksipital veya parietal bölgelerden birinde veya birkaçında birlikte yerleşebilir. Atak sırasında sık yer değiştirebilir. Oksipital yerleşim frontal ve temporal yerleşime oranla daha seyrek görülür. Tek taraflı baş ağrısı hastaların % 10-20’sinde görülebilir. Bazı hastalarda boyun ve çene ağrısı bulunabilir veya temporomandibuler eklemle ilgili ciddi sorunları olabilir. Emosyonel stres, gerilim, yorgunluk, uykusuzluk, öğün atlama ve menstrüasyon GBA’ yı migrende olduğu gibi tetikleyebilir veya şiddetlendirebilir. İleriye dönük yapılan toplum temelli bir çalışmada orta-ileri şiddette migren dışı baş ağrısının depresyon açısından risk olduğu gösterilmiştir. GTBA’nın klinik seyri ve prognozu değişkendir. Sık EGTBA geçiren hastalar yıllar sonra KGBA Kronik GTBA gelişmesi açısından risk altında olabilirler. Daha şiddetli GTBA geçiren hastaların migren geliştirme açısından daha fazla risk taşıyıp taşımadığı veya migrenlilerin daha şiddetli ve sık GTBA geçirip geçirmedikleri hala tartışılan bir konudur. Halk arasında bütün Baş ağrıları Migren olarak adlandırılmaktadır, oysa klinik özellikleri ve tedavileri de çok farklıdır. Hekim tarafından titizlikle ayırıcı tanısı yapılmalıdır. Akut Migren Epizodik GTBA Sıklık Değişken Değişken Lokalizasyon Tek taraflı İki taraflı Süre 4-72 saat 30 gün Karakter Pulsatif Devamlı, baskılayıcı intensite Ağır – orta şiddette, Haraketle artan ağrı Hafif – orta şiddettte Hareketle değişmez Eşilik eden bulgular Sıklıkla bulantı, kusma, ışığa ve sese tahammülsüzlük ışığa ve sese tahammülsüzlük olabilir Kısıtlama Günlük yaşamdan geri çekilme Günlük yaşamı devam ettirebilir, ancak depresif mod yaygındır. Tablo 1 Akut Migren ve EGTBA kliniğinin farkları PATOFİZYOLOJİ GTBA patogenezi periferik ve santral mekanizmalar olarak iki başlık halinde ele alınmaktadır. Periferik mekanizmalar içinde kötü çalışma ve oturma pozisyonu, aşırı yorgunluk ve fiziksel efor sonucu zorlanan baş ve boyun kaslarından kaynaklanan ağrılı uyarıların kortikal ve subkortikal yapıları etkilemesi sonucu retikülospinal yol üzerinden aynı grup kaslarda ortaya çıkan kas tonusu artışının ağrıya neden olabileceği varsayılmaktadır. 2,4,5,9 Santral mekanizmalar içinde özellikle psikososyal stres faktörü başta olmak üzere çeşitli uyarıların etkisiyle beyin sapındaki ağrı algılanmasını sağlayan nöronlarda fasilitasyon, ağrının algılanmasını kontrol eden antinosiseptif sistemlerin fonksiyonunda azalma sözkonusudur. 4 Kronik GTBA’ da perikraniyal kaslarda myofasiyal nosiseptörün aşırı duyarlılığı ile giden bir bozukluk söz konusu olabilir. Bu perikraniyal kaslardan kaynaklanan nosiseptif uyarıların başa yansıyarak baş ağrısı olarak algılandığı düşünülmektedir. Emosyonel mekanizmalar endojen antinosiseptif sistemi baskılayabilir. Nosiseptif nöronların uzun vadeli potansiyasyonu ve antinosiseptif sistemin aktivitesinin azalması kronik GTBA’na yol açabilir. 4,8 Perikraniyal ve servikal bölge kaslarında perfüzyonun bozulmasıyla lokal hipoksi meydana gelir. Lenfatik dolaşımın bozulmasıyla metabolitlerin artışı ve doku asiditesi tabloya eşlik eder. Tetik nokta ve çevresideki dokuda hipoksi ve asidite hakimdir. Akut atak fiziksel veya psikolojik stresle, ya da fizyolojik olmayan çalışma koşulları sonucu ortaya çıkabilir. Zorlanan kaslardan gelen nosisepsiyon artışı ağrı modülasyonu bozulmuş bir kişide atağı tetikleyebilir. 4,810,11,13 Trigeminal kaudal nukleus nöronlarının duyarlılaşması normalde ağrıya yol açmayacak uyaranların ağrılı olması ve tetik noktaları oluşturarak migren ve GTBA belirtilerinin çakışmasına ve trigeminal vasküler sistemin de aktivasyonuna yol açabilir. 6,7,8,9,13 GTBA sıklıkla TME disfonksiyonu ile beraber bulunmaktadır. Toplumun yaklaşık %13’ünde TME disfonksiyonu vardır. Dirençli olgularda TME mutlaka muayene edilmelidir. 9,10,20 NÖRALTERAPİ YAKLAŞIMI Farklı hastalarda farklı mekanizmalar ön plana çıkmaktadır. Ancak epizodik gerilim baş ağrısında periferik, kronik gerilim baş ağrısında ise santral mekanizmaların öncelikli olarak rol oynadığı konusunda artan oranda kanıtlar vardır. Periferik mekanizmaların sebep olduğu Epizodik gerilim başağrılarında perikraniyal ve servikal yapıların muayenesi ve tedavisi ön plana geçmektedir. Bu bölgenin eklemleri atlanto oksipital eklem Sfenobaziler eklem, Temporomandibuler eklem gibi ve kaslarının fonksiyonel muayeneleri yapıldıktan sonra sorunlu bulunan kaslarda tetik noktalar muayene edilerek aktif olanlar varsa tedaviye alınmalıdır. Özellikle üst servikal bölgenin rotasyonunda bir engelin olup olmadığı araştırılmalı ve blokajın tespitinde manuel terapi yaklaşımıyla blokaj kaldırılmalıdır. Çene yapısı ve kapanış bozuklukları da baş ağrılarına yol açabilir. Oysa çene yapısını düzeltmek için birçok başarılı manuel terapi yöntemi geliştirilmiştir. 5,6,7,8,9 Santral mekanizmalar ise endojen ağrı kontrol sistemlerindeki bozukluktan kaynaklanmaktadır. Ağrı ve enflamasyonun olduğu her durumda sempatik sistem disfonksiyonu vardır. Bu durumda ağrı’nın önlenmesi için sempatik sistemin regülasyonu gerekmektedir. 6, 11,12,13,14,18 Bağırsak florası, bağ dokusunun durumu, vejetatif sinir sisteminin VSS regülasyon kapasitesi, lenfatik sistem, alerji, besin duyarlılığı, kişinin psikolojik durumu, hormonal disfonksiyon Ör Polikistik Over sendromu, kronik enflamasyonlar, eser element, vitamin ve mineral eksiklikleri, bedenin asit baz dengesi, hastanın günlük sıvı tüketimi… gibi pek çok faktör başağrılarında predispozan faktör olarak rol oynayabilir. Bütüncül tıp yaklaşımı ile yaklaşımında “hastalık yok hasta vardır”; Aynı klinik tablo görülse bile sebepler kişiden kişiye değişmektedir ve tedavide değişiklik göstermektedir. Perikraniyal ve servikal kasların aktif tetik noktalarının tedavisi için Nöralterapi en önemli seçenektir. Tetik noktanın lokal anestezik ile enjeksiyonundan sonra aynı kasın başlangıç ve bitiş alanlarının enjeksiyonu ve buna segmentel enjeksiyonların eklenmesi ile tespit edilen aktif tetik noktanın radikal tedavisi sağlanmış olur. Bu enjeksiyonlara ayrıca ilgili kasın boyuna ve enine germe egzersizlerinin eklenmesi ile tedavi tamamlanmış olur. Bu şekilde tedavi ile en şiddetli ve kronik GTBA dahi birkaç seansta tamamen iyileşebilmektedir. 5,9,10,11,12,19,20 Santral mekanizmaların tedavisi içinde yine Nöralterapi başarılı olmaktadır. Burada ağrı kısır döngüsünün kırılmasında sempatik sistemin regülasyonu/reset edilmesi yoluyla yararlı olmaktadır. Ganglion Servikale superior enjeksiyonları hem intrakraniyal yapıların regülasyonu hem de antidepresan etkileri ile öne çıkmaktadır. 5,6,9,14,20 GTBA da rolü olduğu düşünülen Miyofasiyal ağrının Lokal iskemiye bağlı olarak ortaya çıkabileceği varsayılmaktadır. Nöralterapide kullanılan Lokal anestezikler vasküler ve lenfatik yapının çevresinde bulunan sempatik sistem üzerinde düzenleyici etki ile lokal iskemiyi engelleyerek mikrosirkülasyonu düzenler ve lenfatik drenajı da arttırır. 6,9,11,12,14 Tedavi; Lokal - Segmental tedavi Hopfer tacı Sinir çıkış noktaları ü N. Trigeminus ve dallarının enjeksiyonu ü Nn. occipitalis major ve minor TME A. maxillaris, A. Facialis damar çevresine 2. Genişletilmiş Segment tedavisi Tetik noktalar; frontal kaslara, temporal kaslara, masseter kaslarına, sternokloidomastoid kaslara, semispinalis capitis kaslarına, splenius capitis kaslarına ve trapezius kaslarına tedavi Temporomandibuler Eklem-TME/ Sakroiliak Eklem –SIE ilişkisi Ganglionlar Kafa ganglionları Pterygopalatinum, Oticum ve Servikal anglionlar Stellatum ve Supremum Bozucu Alanların tedavisi Nöralterapide bozucu alan olarak adlandırılan yer veya odaklar, kronik bir şekilde sistemi zorlayan uyarılar oluşturarak bedenin kendini dengeleme öğelerinin ortadan kalkmasına ve hastalık tablosunun ortaya çıkmasına yol açmaktadır. Buna örnek olarak ameliyat sonrası oluşan nedbe skar dokuları verilebilir. Aksi ispat edilmedikçe tüm nedbe dokuları, bozucu alan veya bozucu odak olarak kabul edilmelidir. Sadece nedbe dokuları değil, geçirilmiş bir hastalık, kullanılan ilaçlar, bağırsak florasındaki bozukluklar, yaşanılan ev, içilen su, kullanılan cep telefonları, geçirilen diş tedavileri, doğumlar, kürtajlar ve giyilen kıyafetlerin hepsi birer bozucu alan olabilir. Nöralterapinin ana ilkelerinden biri, bu bozucu alanların ortadan kaldırılmasıdır. 5,6,9,11,12,14,20 EK TEDAVİLER Özellikle periferik mekanizmaların sebep olduğu vakalarda tetik noktaların Nöralterapi ile tedavisi yanında Manuel terapi ile kas dengesizliği ve blokajların tespiti ve tedavisi başarıyı çok arttıracaktır. TARTIŞMA Primer başağrıları, myofasiyal ağrılar ve bir çok ağrılı durumlarda tetik noktaların önemi üzerinde çalışmalar yapılmaktadır. Klinik gözlemlerde tetik nokta tedavisi ile ağrı tedavisinde başarılı sonuçlar alındığı yönündedir. Bir çalışmada, GTBA’sı olan hastaların neredeyse tümünde tetik nokta, kraniovertebral postür bozukluğu ve boyun mobilitesinde kısıtlılık olduğu saptanmıştır. Bu bulgular GTBA patogenezinde veya semptomlarının alevlenmesinde miyofasial ağrı sendromunun önemli bir rol oynayabileceğini düşündürmüştür. 15 Tetik noktalar üzerine basınç uyguladığında hasasiyet elektiriksel bir ileti gibi yayılır, noktanın kendisinden uzak bir noktaya yansır. Muayene sırasında parmağın altında trigerin gerginliği ve titreşimi hissedilir. Romatolojide tanımlanan hassas nokta tender point ile asla karıştırılmamalıdır. Hassas noktaya dokunamazsınız aşırı ağrılıdır ve ağrı uzağa yansımaz. 6,7,8,9 Miyofasiyal ağrının mekanizması bilinmemektedir. Lokal iskemi, metabolizma veya mikro-sirkülasyonda bozukluk gibi çeşitli nedenlerle ortaya çıkabileceği varsayılmaktadır. Ancak uzun süreli sabit veya tekrarlayıcı aktivite sonrası perikraniyal kaslarda hassas noktaların ve gerilim tipi baş ağrısının gelişebildiği bilinmektedir. Bu mekanizmaları açığa kavuşturmak amacıyla tasarlanan bir çalışmada gerilim baş ağrısı olan kişilerde sabit bir egzersiz sırasında hassas noktalarda laktat düzeyinde belirgin değişiklik olmaksızın kan akımında azalma saptanmıştır. Bu bulgu artmış santral duyarlılaşma ve ikincil olarak artmış sempatik girdiye bağlanmıştır. 16 Son yıllarda baş ağrısı ve diğer ağrılı hastalıklarda lokal anestezik kullanımı ile ilgili pek çok çalışma yayınlanmıştır. Lokal anesteziklerin çoğu inaktive durumdaki sodyum kanallarına bağlanarak kanalların aktive olmasını önler. Böylece depolarizasyona yol açan hücre içine geçici sodyum girişi önlenmiş olur ve depolarizasyon dalgasının yayılmasını önlerler. 17 Böylece repolarize olamayan depolarize hücrenin tekrar repolarize olması sağlanır. Tekrarlayan enkjeksiyonlar sonucunda hücrelerin membran potansiyelleri normal voltajda kalır. 5,6,9,14,20 Amerikan Başağrısı Derneğinin yaptığı çalışmada, baş ağrısı tedavisinde sinir blokları ve miyofasial tetik nokta enjeksiyonlarının çok yaygın kullanılmasına rağmen, bu uygulamalarda kullanılan yöntem, farmakolojik ajan ve dozajlarda büyük farklılıklar olduğu ve bu farklılıklara bağlı olarak elde edilen tedavi etkinliklerininde değişkenlik gösterdiği belirtilmiştir. 19 Ö. Karadaş ve yaptığı bir çalışmada perikraniyal hassasiyeti olan Epizodik GTBA’lı hastaların perikraniyal kaslarına lokal lidokain uygulamasının tedavi edici etkinliğinin 1. 2. ve 3. ay kontrollerinde bir ay içindeki ağrılı gün sayısı ve ağrı şiddeti bakımından perikraniyal hassasiyeti olmayan EGTBA’lı hastalara göre istatistiksel olarak daha iyi sonuçlar ortaya koyduğu sonucuna varılmıştır. 19 Bazı çalışmalarda ise lokal Anestezikler ile kuru iğne ve bazılarında Botulinum toksini ile karşılaştırmalı çalışılmış ve farklı sonuçlara ulaşılmıştır. Bazılarında LA bazılarında diğer yöntemler daha iyi bulunmuştur. Ancak Nöralterapist olarak klinik gözlemlerimiz sadece Lokal Anesteziklerle tetik nokta enjeksiyonunun radikal tedavide yeterli olmadığını göstermektedir. Nöralterapi yaklaşımıyla uygulanan lokal anestezik enjeksiyonları GTBA da ve diğer myofasiyal ağrılarda çok yüksek başarı elde edilmesine olanak sağlar. Almanya’da farklı zamanlarda Migren tanısı konmuş hastalarda Nöralterapi ile düzenlenmiş 5 çalışmanın değerlendirildiği H. Nazlıkul’a ait bir makalede Nöralterapi ile tedavi edilen hastaların ortalama %60’ında, tedaviyi takip eden altı aylık dönemde hiç migren atağı olmamıştır ve bu tam iyileşme olarak değerlendirilmiştir. Hastaların yaklaşık %20-25’inde yakınmaların önemli ölçüde azaldığı saptanmıştır. %15-20 civarında hastada ise ya yetersiz yanıt alınmış veya iyileşme sağlanamamıştır. Bozucu alanların araştırılıp tedaviye dahil edildiği çalışmalarda sonuçların anlamlı bir biçimde daha başarılı çıktığı gözlemlenmiştir. 7,8 Özellikle ilaç tedavisine cevap vermeyen gerilim tipi baş ağrısında zaman kayıp etmeden nöralterapi ile manuel terapi kombinasyonu yanında hastanın durumuna göre eklem ve omurga blokajlarını çözmek için Manuel terapi ve kas germe egzersizlerinin tablonun tam iyileşmesine katkı sağlayacağı düşüncesindeyiz. Nöralterapinin etkinliğinin kanıtlanması için daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır. KAYNAKLAR Baykan B, İdrisoğlu .H. A., Başağrısı; Başağrısı Tanı ve Tedavi Rehberi 2011 Güncellenmiş Şekli Başağrısı Çalışma Grubu Türk Nöroloji Derneği Sabahattin S, Primer Baş ağrıları; Nörolog olmayanlar için Nöroloji, Doğrular-Yanlışlar; İÜCTF 2011 Erdoğan,D. Gerilim Tipi Başağrıları, BARNAT Derg, 2008; yıl2, Sayı4 6. Nazlıkul. H. Nöralterapi Ders Kitabı, Nobel Kitabevi, İstanbul, 2010 7. Nazlikul. H. Nöralterapi ile Migren tedavisi Barnat Dergisi 6/2008 Sayfa 30-49 Nazlıkul,H.; Nöralterapi Ve Regülasyon Tıbbına Göre MigrenTanımı ve Tedavisi, BARNAT 2012, yıl7, Sayı17 Nazlıkul,H.; Gerilim tipi basagrısında yeni yaklasimlar Herget Kopf- und Gesichtsschmerz, KVM 2000 Barop, H.; Lehrbuch und Atlas der Neuraltherapie nach Huneke, 1996, Hippokrates Fischer, L. , Neuraltherapie nach Huneke, 2001, Hippokrates Weinschenk,S.; Neural therapy—A review of the therapeutic use of local anesthetics, Acupuncture and related therapies,1,2012 5-9 14. Weinschenk, S Neuraltherapi – Urban Fischer München 2009 Çakıt,B., Erdem, Çetinkaya E, Nacır B., Saraçoğlu M; Kronik Gerilim Tipi Başağrısında Miyofasial Ağrı Sendromu, Türk Fiz Tıp Rehab Derg 2010; 56 21-2 Çağırıcı S, İstanbul ilinin maltepe ilçesindeki okul çocuklarında migren ve gerilim tipi baş ağrısı prevalansı ile klinik özellikleri- 2005Kartal EAH Kayaalp O. Lokal anestezikler. İçinde Kayaalp O, editör. Kayalalp rasyonel tedavi yönünden tıbbi farmakoloji. 10. basım. Ankara Hacettepe-TAŞ; 2002. s. 792-806 Cassuto,J, Sinclair,R; Anti-inflammatory properties of local anesthetics and their present and potential clinical implications, Acta Anaesthesiol Scand 2006; 50 265—282 Karadaş Ö, Epizodik gerilim tipi başağrısının başarılı tedavisinde perikraniyal kasların rolü; AĞRI 2012;244153-158 20. Fischer,L., Peuker, Lehrbuch Integrative Schmerztherapie, 2011, Haug
BUGÜNKÜ YENİ ASIR İkindiye 235500 Gerilim tipi baş ağrıları pek çoğumuzun yaşam kalitesini olumsuz etkiliyor. Aslında günlük hayatımızda yapacağımız ufak değişikliklerle gerilim tipi baş ağrısından korunabiliriz. Öğün atlamayın Uzun süren açlık baş ağrısını tetikleyebiliyor. Bu yüzden öğün atlamamak gerekiyor. Ara öğünlerle birlikte günde 5-6 öğün beslenmeyi ihmal etmeyin. Ilık duş alın Gün içinde gerilen kasları gevşetmek için ılık bir duş yapın. Ne çok sıcak ne de çok soğuk olmalı. Ilık duş kasları gevşeterek baş ağrısından korunmanızda yardımcı olacaktır. Gevşeyin Baş ağrılarını önlemek için stresten uzak durmak ve mümkünse gevşeyebilmek çok önemli. Bunun için derin nefes alma, yoga, davranış terapileri ile akupunktur gibi gevşeme terapilerinden faydalanabilirsiniz. Gevşemeyi başardığınızda beyninizdeki serotonin düzeyi artacak ve baş ağrısından korunacaksınız. Düzenli egzersiz yapın Düzenli egzersiz demek baş ağrılarının azalması demek. Düzenli yapılan egzersiz mutluluk hormonunun salınmasını sağlıyor, kan dolaşımını düzenliyor ve kasları gevşetiyor. Soğuk /sıcak uygulaması yapın Sıcak veya soğuk uygulaması özellikle gerilim tipi baş ağrılarından kurtulma da çok işe yarıyor, gergin kasları gevşeterek baş ağrısından kurtulmada yardımcı oluyor. Sıcak uygulamayı ılık bir havluyla, soğuk uygulamayı ise bir beze küçük buz torbalarıyla yapabilirsiniz. Şakak ya da boyun bölgesi üzerinde bir süre tutun ardından 20 dakikada bir olmak üzere uygulamayı 3 kere tekrarlayın. Baş ağrısından kurtulmanızda yardımcı olacaktır. Duruşunuza dikkat edin Yanış duruş kasların gerginliğini artırarak sağlık açısından pek çok probleme yol açabilir. Kasların gerginliğini azalmak ve baş ağrılarını önlemek için doğru duruş çok önemli. Vücudunuzun dik olmasına dikkat etmelisiniz. Uyku düzeni çok önemli Kaliteli uyku sağlığımız için en az su içmek kadar kaliteli büyük önem taşıyor. Özellikle uyku sırasında salgılanan melatonin hormonu, vücudumuz için oldukça faydalı. İyi bir uykunun başlıca ölçüsü ise sabah dinç uyanmak ve gün içinde zinde hissetmek. Uyku düzeninizi günde 6 saatten az, 10 saatten de fazla olmamak şeklinde düzenleyin. Dinlenin Aşırı yorgunluk da gerilim tipi baş ağrısına neden oluyor. Bu yüzden dinlenmek ya da istirahat etmek ağrıyı önlemek için çok önemli. Dinlenmeye geçildiğinde kan dolaşımı düzenlenmeye başlıyor, böylece tüm organlara, özellikle de beyne oksijen girişi artıyor. Beyinde artan oksijen girişi ağrıda koruyucu etki gösteriyor. Stresten uzak durun Günlük yaşam kalitesini bozan depresyon ve anksiyete gibi psikiyatrik bozukluklar baş ağrısını tetikleyen önemli etkenlerden. Yoğun stres altında olduğumuz dönemlerde çok kısa süreliğine de olsa ortamdan uzaklaşmak, kendimize zaman ayırmak, stresten ve baş ağrısından korunmamızı sağlayacaktır. Bol bol su tüketin Yaşam kaynağımız olan su, kan dolaşımını kolaylaştırıyor ve vücuda gerekli olan elektrolit ile minerallerin dengesini sağlıyor ve baş ağrılarında koruyucu etki yapıyor. Bu nedenle günde 2 litre su tüketmek çok önemli. Alkol, kafein ve şeker tüketimini de azaltmak kan dolaşımını rahatlatıyor ve ağrı yapıcı maddeleri uzaklaştırıyor. SON DAKİKA
• 16 Nisan 2019 - 1402 • Son Güncelleme 18 Nisan 2019 - 1009Sık sık oluşan baş ağrıları, yaşamınızdaki verimliliği düşürebilir. Özellikle ağrı ile birlikte baş dönmesi, mide bulantısı, kalp çarpıntısı ve görme sorunlarınız da varsa bu durumda kaslarınızı ve kan damarlarınızı düzenli olarak çalıştırmanız gerekir. İşte baş ağrısını gideren 5 egzersiz...• 16 Nisan 2019 - 1402 • Son Güncelleme 18 Nisan 2019 - 10091Ayakta öne eğilme hareketi -Nefes alın ve kalça ekleminden belden değil öne kırmadan, düz olacak şekilde eğilebildiğiniz kadar eğilin. Bacaklarınızı tutarak kendinizi biraz daha çekebilirsiniz, beden desteği nefes alıp vermeye devam edin. Her nefes verişte biraz daha kapanın. Duruşta 30 sn ile 1 dk arası kalın. Kendi başına ayrı bir duruş olarak da çıkarken nefes verin ve sırtınızı düzelterek, kambur yapmadan düz bir şekilde açı duruşu Sırtınızı dik tutarak avuçlarınızı dizlerinize açmak ve kalça kaslarınızı germek için dizlerinizi yavaşça aşağı bastırın. 20-30 saniye kadar kalın. Bu poz vücudunuzdaki dolaşımı uyarır ve iç organlarınızın detoksuna yardımcı duvara uzatma pozu -Bacaklarınızın duvara dik ve paralel olduğundan emin ve avuç içlerinizi yanlara doğru ve nefes alarak bu pozisyonda rahat hissetmiyorsanız, belinizin altına bir minder veya katlanmış bir örtü poz kaygıyı azaltır ve zihninizi duruşu Köprü egzersizi için matınızın üzerine sırt üstü uzanın. Görseldeki gibi ayak tabanlarınız yere basacak şekilde dizlerinizi kırın. Ayaklarınız kalça hizasında açık olsun, ellerinizi ve kollarınızı ise yanlarınıza düz olacak şekilde yerleştirin. Belinizi yavaşça yukarıya kaldırıp tekrar aşağıya indirinKöprü egzersizi omurga, boyun ve omuzlara gerginlik verir ve bu bölgelerdeki sert kasları serbest bırakır..5Aşağı bakan köpek duruşu Dört ayak üzerinde başlayın. Ayak parmaklarınızı birleştirin ve poponuz tavanı gösterecek şekilde kalçanızı kaldırın. Boynunuzu uzatmak için başınızı eğin. Bilek kıvrımlarınız matın kenarına paralel durmalı. Bileğinizdeki baskıyı azaltmak için işaret parmağı ve başparmağınızın eklem yerlerini yere basın. Bu pozisyonda en az üç derin nefes alın. Bu poz, sırtınızdaki ve omuzlarınızdaki gerginliği ve stresi azaltır ve beyninize giden kan akışını iyileştirir.
Çok sık yaşanılabilen baş ağrıları, günlük hayat kalitesini büyük ölçüde düşürebiliyor. Birçok kişi baş ağrılarında ilk olarak ilaçları tercih etse de bir dizi doğal çözüm de yardımcı olabiliyor. Birçok insan günlük olarak baş ağrısı yaşar. Küçük bir rahatsızlık hissi yaratanlardan dayanılmaz olanlara kadar, baş ağrılarının yaşam üzerinde önemli olumsuz etkileri olabilir. Ağrı kesiciler eczanelerde en çok aranan ilaçlar arasındadır, ancak bunlara ek olarak baş ağrılarını azaltmanın birkaç doğal yolu da vardır. İşte baş ağrılarını azaltmaya yardımcı olabilecek 7 doğal çözüm. MÜMKÜN OLDUĞUNCA ÇOK SU İÇİN Yetersiz sıvı alımı genellikle baş ağrısının nedenidir. Çalışmalar, kronik dehidrasyonun vücudun susuz kalması gerilim tipi baş ağrıları ve migrenlerin yaygın bir nedeni olduğunu gösteriyor. Yeterli sıvı alımının, sıvı alımından sonraki 30 dakika ila 3 saat içinde baş ağrılarını hafiflettiği gösterilmiştir. Susuz kalmanın neden olduğu baş ağrılarından kaçınmak için, özellikle sıcak havalarda ve fiziksel aktivite yapılan günlerde düzenli olarak sıvı tüketin. YETERİNCE UYUYUN Yetersiz uykunun sağlık üzerinde bir takım zararlı etkileri vardır ve baş ağrısına da neden olabilir. Araştırmalar, çok az uyuyan kişilerde baş ağrısının çok daha yaygın olduğunu göstermiştir. Bu nedenle uykusuzluktan kaynaklı baş ağrılarının gelişmesini önlemek için her gece en az 7 saat uyumaya çalışın. HİSTAMİN AÇISINDAN ZENGİN GIDALARDAN KAÇININ Histamin, insan vücudunda doğal olarak bulunan ve bağışıklık, sindirim ve sinir sistemlerinde yer alan bir kimyasaldır. Ayrıca peynir, fermente gıdalar, bira ve şarap gibi fermente alkollü içecekler, füme ton balığı ve kuru et gibi gıdalarda da bulunur. Histamine duyarlı kişilerde, histamin içeren yiyecekleri yemek baş ağrısına neden olabilir. Bu nedenle bu yiyeceklerden kaçınmak baş ağrılarıyla savaşmak için iyi bir yöntemdir. BİR ELİMİNASYON DİYETİ DENEYİN Araştırmalar, gıda intoleranslarının baş ağrısına neden olabileceğini gösteriyor. Baş ağrısına neden olan yiyecekler olup olmadığını öğrenmek için bir eliminasyon diyeti deneyin ve baş ağrısına neden olabilecek yiyecekleri ortadan kaldırın. Peynir, alkol, çikolata, narenciye ve kahve baş ağrısı için en yaygın tetikleyiciler arasındadır. Şüphelendiğiniz gıdaları diyetinizden çıkarın ve duruma göre alımını sınırlayın. DÜZENLİ EGZERSİZ YAPIN Baş ağrılarının sıklığını ve yoğunluğunu azaltmanın en kolay yollarından biri de düzenli egzersizdir. Araştırmalar, fiziksel olarak aktif olmayan kişilerin baş ağrısı çekme olasılığının önemli ölçüde daha yüksek olduğunu göstermektedir. Sadece gün içinde atılan adım sayısını artırarak baş ağrılarının önlenmesinde olumlu etki sağlayabilirsiniz. ALKOL TÜKETMEYİN Alkol baş ağrısının yaygın bir nedeni olmasa da, vakaların üçte birinde baş ağrısına yatkın kişilerde bu ağrının suçlusu alkoldür. Alkol bir vazodilatördür, yani kan damarlarını genişletir ve baş ağrısına neden olabilir. Ayrıca alkol bir idrar söktürücüdür, bu nedenle vücuttan su ve elektrolitlerin atılmasını uyarır, bu da daha önce baş ağrısı nedenlerinden biri olarak bahsettiğimiz dehidrasyona yol açabilir. MAGNEZYUM VE B VİTAMİNİ ALIMINA DİKKAT EDİN Magnezyum , kan şekeri kontrolü ve sinir iletimi dahil olmak üzere vücutta bir dizi işlevi olan bir mineraldir. Araştırmalar, magnezyum eksikliği olan kişilerde baş ağrılarının yaygın olduğunu ve günde 600 mg magnezyum alımının migrenlerin hem sıklığını hem de yoğunluğunu azaltabileceğini doğrulamaktadır. Ancak, büyük miktarlarda magnezyum alımının hazımsızlığa neden olabileceğini unutmayın, bu nedenle vücudunuzun kademeli olarak artışa uyum sağlayabilmesi için önce daha düşük dozlarla başlayın. Magnezyum açısından zengin besinler arasında koyu yeşil yaparklı sebzeler, tahıllar, balık, fındık, ceviz gibi kuru yemişler, kuşkonmaz, domates, kereviz, , soğan gibi sebzeler, hurma, kakao, muz ve ayçiçeği bulunur. B vitaminleri de vücudun düzgün işleyişinde önemli bir rol oynar. Örneğin, yiyeceklerin enerjiye dönüştürülmesine katkıda bulunurlar. Ayrıca bazı B vitaminlerinin baş ağrılarına karşı koruyucu etkisi vardır. B2, folat, B6 ve B12 vitaminlerinin baş ağrılarını azalttığı gösterilmiştir. B vitaminlerinin düzenli alımı, özellikle fazlalığı vücuttan idrarla atılan suda çözünür vitaminler oldukları için güvenli kabul edilir. Genel olarak tam tahıllar, kırmızı et, tavuk, hindi, fasulye ve mercimek gibi baklagiller, yumurta, kuru yemişler, koyu yapraklı sebzeler, süt ürünleri, muz, portakal ve avokado B vitaminleri açısından zengindir.
gerilim tipi baş ağrısı için egzersizler