B0aN0x1. ing. Coastal pollutionTeknolojinin hızlı bir şekilde gelişmesine paralel olarak çevre kirliliği de artış göstermektedir. Hayatımızı kolaylaştıran teknoloji aynı zamanda da sağlığımızı tehdit etmektedir. Örneğin taşıtların çoğalması hava kirliliğinin artmasına neden olurken, hızlı nüfus artışı ve teknolojik gelişmeler doğal kaynakların aşırı tüketimini bebaberinde ÇeşitleriSu KirlenmesiCanlıların yaşamlarını devam ettirebilmeleri için gerekli olan su, çevre kirliliğinden çok fazla etkilenmektedir. Fabrika atıkları, evlerde kullanılan deterjanlar, zirai ilaçlar, gübreler, deniz taşıtlarından çıkan mazot, yanmış yağ ve katranlar suların kirlenmesine sebep kirletici maddeler hem insan sağlığını tehdit etmekte hem de sularda yaşayan canlıları olumsuz etkilemektedir. Örneğin içerisinde fosfor bulunan deterjanlı sular göllere karıştığında, göllerdeki bazı bitkilerin ve su yorunlarının aşırı büyümesine neden olur. Aşırı bir şekilde büyüyen bu bitkiler sudaki oksijeni tüketmekte ve bunun sonucunda göldeki balık sayısı azalmaktadır. Sulardaki kirletici maddeler çeşitli hastalıklara sebep olmaktadır. Bunlardan;Fenol Türevleri Böbrek yetmezliği, boğazda yanma, mide kanaması, beyinde ve dolaşım sisteminde bozukluk, mide krampları ve solunum durmasına yol Böbrek, beyin, karaciğer, mide, bağırsak sistemi ile kemik iliği hastalıklarına sebep Boğaz, yemek borusu ve bağırsak sisteminde tahrişler, bulantı, kusma, mide ağrılarına sebep KirlenmesiToprağın kirlenmesine neden olan kaynaklar çok çeşitlidir. Toprağa verilen mineral gübreler, zirai mücadele için kullanılar ilaçlar, endüstri atıkları, nükleer santrallerden gelen sızıntılar, sönmemiş kireç, endüstri, ulaşım, ısınma faaliyetlerisonucunda havaya karışan gazlar sebebiyle oluşan asit yağmurları toprağın kirlenmesine sebep kirlenmesi canlıların yaşamsal fonksiyonlarını tehlikeye sokar. Topraktaki zararlı maddeler bitkilere, bitkilerden de onlarla beslenen canlılara geçerek solunum ve beslenme bozukluklarına yol KirlenmesiHava, su gibi kendi kendini yenileyebilme özelliğine sahiptir. Belirli miktardaki zehirlenmeler zamanla yol olabilir. Volkanik patlamalar, orman yangınları gibi sebeplerle oluşan hava kirliliği kısa sürede temizlenebilmektedir. Ancak sanayinin gelişmesiyle havayı kirleten maddeler artmış ve hava kendi kendini yenileyemeyecek duruma konutların ısıtılmasında kullanılan yakıtlar, motorlu taşıtlardan çıkan gazlar hava kirliliğinin başlıca sebepleridir. Havadaki tozlar akciğer aracılığı ile kan dolaşımına katılır, bazıları da akciğerde kalarak solunum güçlüklerine sebep olmaktadır. Havada toz halinde bulunan toz parçacıkları sindirim bozuklukları ve böbrek hastalıkları oluşturmaktadır. Havada gaz halinde bulunan kirleticiler kükürtdioksit, karbonlu hidrojen gibi ise kanser riskini artırmaktadır. Dünyada sanayi tesislerinin ve trafiğin yoğun olduğu şehirlerde o şehirlere has hava kirliliği ortaya Tipi Hava KirlenmesiEvlerde, sanayi tesislerinde, motorlu taşıtlarda ve enerji santrallerinde petrol ve kömür gibi yakıtların kullanımı sonucu ortaya çıkan gazların meydana getirdiği dumanın sisle karışması sonucunda oluşan hava kirliliğine Londra tipi hava kirlenmesi yılında Londra'da bacalardan çıkan kükürtdioksit, sis ve duman karışarak şehrin üzerini kaplamış, iki hafta gibi bir sürede 4000 kişinin hayatını yitirmesine sebep olmuştur. Ülkemizde de sanayi faaliyetlerinin yoğun olduğu İstanbul, İzmir ve Bursa'da bu tip hava kirliliğine tip hava kirliliği cilt ve gözlerde tahrişe, bronşit gibi hastalıklara yol açmaktadır. Ayrıca metallerin paslanmasına, renk değiştirmesine, betonların kalkmasına, boyaların, kiremitlerin, kalkerlerin bozulmasına, toprağın asitlenerek verimsizleşmesine yol Angeles Tipi Hava KirlenmesiLos Angeles tipi hava kirlenmesi motorlu taşıtların çıkardığı gazların karbonmonoksit, hidrokarbon, azotoksit, sülfüroksit ve katkı maddeleri güneş ışınlarının etkisiyle karbondioksite dönüşmesidir. Los Angeles çevresi dağlarla çevrili okyanus kıyısında bulunan bir kenttir. Taşıtların çıkardığı gazlar okyanustan gelen rüzgarların etkisiyle kentin üzerinde yoğunlaşır. Gözlerde tahriş, bronşit, astım, amfizem gibi hastalıklara sebep olur, solunum ve dolaşım sistemini etkiler. Ülkemizde taşıt sayısının fazla olduğu İstanbul'da bu tip hava kirliliğine zaman zaman KirlenmeRadyoaktif maddelerin hava, su ve toprağa karışmasına radyoaktif kirlenme denir. Radyoaktif maddelerin çevreye yaydığı zararlı ışınlara ve parçacıklara radyasyon denir. Nükeer enerji santralleri, x ışını makineleri, nükleer silah ve bombalar radyasyon kaynaklarıdır. Radyoaktif maddelerin yaymış olduğu elektronlar toprağa, havaya, suya, bitkilere, bitkilerden besin zinciri ile insan ve hayvanlara çok hızlı bir şekilde geçerek canlı hücrelerdeki elektron dengesini bozar, bunun sonucunda hücreler normal işlevini yerine getiremezler. Radyasyon tehlikesi çok uzun yıllar sonra da etkisini Nisan 1986'da Ukrayna'daki Çernobil Nükleer Santrali'nde meydana gelen patlamada birçok radyoaktif madde geniş alanlara yayılmıştır. Bu kazadan etkilenen Almanya'nın Miesbach bölgesinde otlaklarla beslenen ineklere ait her 10 buzağıdan birinin ölü ve sakat doğduğu görülmüştür. Bu patlamanın etkisi Türkiye'ye kadar yılında ABD'nin Japonya'ya attığı atom bombası sonucunda Hiroşima ve Nagazaki şehirlerinde tarihin en büyük felaketlerinden birisi yaşanmıştır. Aradan 60 yıldan fazla süre geçmesine rağmen felaketin etkileri az da olsa devam KirlenmesiHava, su ve toprak kirlenmesi, tarım ilaçlarının kullanılması, daha sonra tüketilmek için hazırlanan yiyeceklerin yapımı ve saklanması sırasında gerekli koşulların sağlanamamasından dolayı yiyeceklerin bozulması besin kirlenmesinin olan besin maddelerinin tüketilmesi çeşitli hastalıklara hatta ölümlere neden Gürültü KirliliğiHoşa gitmeyen, insanın işitme sağlığını ve algılamasını olumsuz etkileyen, fizyolojik ve psikolojik denge bozulmalarına yol açabilen, çalışma verimini düşüren ve karmaşık seslere gürültü veya ses kirliliği nüfus artışı, yaşam düzeyinin iyileşmesi ile teknoloji ürünlerinin kullanımının artması, sanayinin gelişmesi, yoğun trafik, çocuk parkları, eğlence yerleri, spor alanları, yağmur, şimşek ve rüzgar gibi atmosferik olaylar gürültü kirliliğine sebep insanlarda fiziksel, psikolojik ve fizyolojik rahatsızlıklar oluşturmaktadır. Örneğin, 50 ' 90 desibel arasındaki ses; uykusuzluk, öfke, yorgunluk ve baş ağrısına neden olmaktadır. 130 desibelin üzerindeki ses; kulak zarı patlamasına neden kirliliğine karşı;- Fabrikalar, sanayi kuruluşları, binalar yapılırken ses geçirmeyen izolasyon maddeleri kullanılmalı. - Yük taşıyan araçlar yerleşim yerleri dışından geçirilmeli. - Gürültü kaynakları ile konutlar arasında boş alanlar bırakılıp, bu alanlar ağaçlandırılmalı. - Otoyolların kenarları ağaçlandırılmalı. - Gürültülü uyarılar yerine görsel uyarılar yaygınlaştırılmalı. - Halkı gürültü kirliliği konusunda bilinçlendirmeli. Dünyadaki teknolojik gelişmeler ve artan sanayileşme faktörleri önceki dönemlere göre iş yükünü azaltırken çevreye ve canlılara karşı da geriye dönüşü olmayan tehlikeli etkenler oluşturmaktadır. [1]. Çevre ve insan sağlığı açısından olumsuz nedenler oluşturan kirleticilerin en önemli sebepleri arasında ağır metaller ve endüstriyel proses kalıntıları gelmektedir. İnsan sağlığına en çok etki eden önemli metaller cıva, kadmiyum ve kurşun’dur. Sadece insan üzerine değil diğer tüm canlılar üzerine de kalıcı hasarlar bırakan bu kirletici etkenler küresel ısınma ve sera etkileri oluşumunda da büyük rol oynar. Örnek olarak kurşun metali ; bilinçsizce yapılan saniyeleşme ve otomativ sektörünün getirisi olan kurşun katkılı benzin kullanımı büyük bir çevre kirliliği oluşturmaktadır. Sanayileşmenin olduğu bölgelerdeki canlı ekosistemi ve gıda, toprak bileşenleri içinde kurşun metalinin bulunması, bazı böcek ilaçlarının içerisinde kurşun eklenmesi , bulunduğu hava da toksit etki oluşturması son olarak da biyolojik olarak parçalanma özelliği bulunmayıp birikmesi de hem ekosistem için hem de ekosistemin bir parçası olan insan için şiddetli bir tehlike etmenine dönüşmektedir[2]. En tehlikeli ağır metallerin başında yer alan kadmiyum ise tartışmasız toksit etkiye sahip oluşuyla bu sınıfta kendini açıkça belli etmektedir. Pil yapımı, boya sanayisi, elektronik sanayisinde çokça kullanılan bu metal suda çözünme özelliği ile çevre için tehdit oluşturmaktadır. Bu nedenle bitki ve su ekosisteminde canlılar tarafından vücut içerisine rahatlıkla alınır ve tehlike çanlarını çalmaya başlar. Böylece içme suyu ve normal deniz ve okyanuslarda kirliliğe ve tehditlere neden olur. Kadmiyum gibi diğer ağır metal bireyi ise cıva olup, kullanım alanının çok geniş sektörler içerisinde yer alması onu toksik etki oluşturan bir silaha çevirmektedir. Doğa da bozunma özelliği bulunmadığı içinde tüm ekosistem için ölümcül etkiler vermesine neden olmaktadır. Risk olarak değerlendirmek gerekirse insan, bu metaller yanında dünya için en büyük risk etmeni diyebilirim. Oluşan riskler ise; çevre kirliliği, küresel ısınma, toprak kirliliği, hava kirliliği, su kirliliği, gıda ve tarım kirliliği, canlı türlerinin yok oluşu, bitki moleküler yapı değişimleri, sera etkisi, insan ve diğer sucul ya da karasal hayvan türleri üzerinde akut toksisite, sakat olma, mutasyona sebep olma ya da ani ölümler, salgınlar gibi riskler oluşturmaktadır. Bu etkenlerin değerlendirilmesinde tek bir çözüm yolu vardır ve bu da daha çevreci ve geri dönüşümlü, doğayla bağdaşık ve kirletici tüm etkenlerin ortadan kaldırılması ya da şiddetli seviyede azaltılması ve buna yönelik çalışmaların yapılması gerekmektedir. Özellikle iklim değişikliği ve küresel ısınma, temiz enerji çalışmaları vb birçok alanda tüm insanlığın bilinçlendirilmesi ve harekete geçmesi gerekmektedir. Ülkelerin global çapta projeler ve önleme politikaları gerekirse yasalaştırılması hatta daha da ileriye gidilip belki de caydırıcı cezai yaptırım uygulanması ön görülebilir. Ekosistemi meydana getiren birden çok etken bulunmaktadır. Ekosistemde enerji dönüşümleri, yaşamlar, besin döngüleri, biyosfer, iklim, canlı türleri, ekotonlar, toprak, hava, su gibi daha birçok etken tüm bu muhteşem mekanizmayı oluşturan etkenlerdir. Ama temelde ekosistemi cansız varlıklar yani inorganik ve organik maddeler, Üreticiler bitkiler, ototrof canlılar, Tüketiciler insan, hayvan, hetotroflar ve son olarak Ayrıştırıcılar yani bakteri, mantar gibi etkenler temel olarak ekosistemin yapı taşlarıdır. Bunlara genel anlamda dengeyi ve hyaşam döngüsünü bir nevi ekosistemin denge taşları diye de bakabiliriz. Ekosistemin bozulması demek tabiri caizse kıyamet demektir.[3]. Çevre üzerindeki genel tehlikeli nedenler arasında ise; canlı çeşitliliğinde azalma, enerji azalması ve kirliliği, su kaynakları azalması ve içilebilir suyun azalması, küresel ısınma, iklim değişimleri, erozyonların oluşması ve ormansızlaşma, sera etkisi, ıslah, modern tarım, hava alanları ve askeri yapılar, enerji yapıları ve askeri yapılar, enerji hatları, CO2 emisyonu artışları, ozon tabakası delinimi ve ışınımların kırılamaması, dünya coğrafyasının ve kıtaların değişimleri, yanardağ patlamalarının artışı, toprak kirliliği, endüstri yapıları, yollar, yoğun turzim, gürültü, hava kirliliği, her türlü atıkların çevreye ve canlılara dönüşümsüz olumsuz etkiler bırakması, hastalıkların ve salgınların artışı, hızlı nüfus artışları, kıtlık ve çölleşme, sanayileşme etkileri, buzulların erimesi ve su yüksekliği artışı, nükleer silahlar ve biyolojik silahların kullanımları, ağır savunma silah sanayi üretimlerinin kullanımları, doğal kaynakların bilinçsiz kullanımları ve bunun gibi daha yüzlerce etkenler birer tehlike unsurlarıdır. [4]. Bu sebeplerin önüne geçmek için günümüzde popüler olarak restorasyon ekolojisi çalışmaları hız kazanmış olmakla birlikte bir diğer çalışma alanı olan rehabilitasyon ekolojisi ile karıştırılmaması gerekmelidir. Belirleyici türlerde kirletici ölçümleri çeşitli bölge ve kordinasyonlarda bulunan durumlar arz ettiğinde orada kimyasal ve fiziksel bazı ölçümlerin yapılışı olarak kaba bir şekilde tarif edilebilir. Bu ölçümler sayesinde o çevrede bulunan farklı canlı türleri üzerinde kirletici etkilerin ne kadarına maruz kaldığını belirlemek kolaylaşır. Oluşan bu etkiler ise global anlamda standardize edilmiş veriler ile karşılatırma yapılarak değerlendirmesi yapılır. Birçok belirteç, kriter veya standart olarak ayrılır ve kısa süreli karşılanan gereksinim ya da kısıtlanmış canlı topluluğu adına toksik etkiye maruz kalma nedeniyle oluşan yanıtlar olarak değerlendirilmektedir. Oluşan bu toksik etkiler ile harmanlanmış biyolojik sistemler üzerinde çalışmalar yapılması, var olan sistem içerisindeki tüm karmaşık etkenlerin de açığa kavuşturulması açısından çok önemlidir. Popülasyon büyüklüğü, kontamine miktarı, etkilenen tür ve sayıları, çeşitleri, kirlenme miktarı, toksik madde miktarı, çevreye nasıl yayılış ve etki süresinin kaç yıl ya da zaman aralığı süreceğini ve son olarak gelecekte oluşabilecek etkileri belirleme açısından elbette ki çok önem barındırmaktadır. Dikkat edilecek husular ise kirlenme gösteren bölgenin kirlenme olmadan önceki abiyotik ve biyotik tüm ekosistem verilerinin bulunması ya da bilinmesi gerekmektedir. Bu bilgi olmadan çalışma yapmak karşılaştırma yapılmasına olanak sağlamaz. Kullanılan ölçüm faktörleri ise; gaz kromotografisi, ASS,HPLC GSMS gibi hassas aletler kullanılırken sucul ortamların ölçülmesi karasal ortamdan çok daha zorlu bir süreci gerektirmektedir[5]. Canlı organizmaların DNA veya RNA üzerinde gerçekleşen mekanizmalarını moleküler düzeyde değişime uğratarak doğal olarak gerçekleştirdiği mutasyon hızını anormal derecede yüksek seviyelere ulaştıran etmenlere mutajen denilmektedir. Mutajen çeşitleri ise genel başlıklar olarak kimyasal, fiziksel ve viral olarak ayrılmaktadır. Kimyasal mutajenler, DNA yapısı üzerinde etki sağlayarak farklı bölgelerinde değişimler sağlar ve netice de baz değişikliğine, yanlış baz eşleşmelerine, baz kaybına veya eklenmesine ya da baz-şeker bağını oluşturan DNA iskeletindeki hidrojen bağlarını koparmaya neden olan mutasyonlara neden olan kimyasal maddeler bu sınıfta yer almaktadır. Genotoksik etki oluşturan kimyasallara örnek vermek gerekirse, aflatoksin gibi kimyasalların mikotoksinlerle ilişkili bileşikler ve vinil kloridler olabilir, ya da metil veya etil grupları içeren kimyasallar gibi arsenik , kadmiyum, cıva, nikel, kurşun gibi metaller de örnek gösterilebilir. Bazı metallerin krom baz parçası oluşturduğu yapılan çalışmalarla kanıtlanmıştır. Fiziksel mutajenler, daha çok ultraviyole ışınlar, gama ışınları, x- ışınları gibi etkenlerin doğal yolla veya da olumsuz durumlarda maruz kalınmasıyla genetik olarak mutajen etkiye sahip olan fiziksel mutajen çeşitleri arasında yer almaktadır. Bu etkiler bulunulan ortama, maruz kalma süresine veya da şiddetine bağlı olarak farklı seviyelerde etki etmektedirler. Diğer fiziksel etki çeşitleri ise yüksek enerjili fotonlar, ultraviyole radyasyon, eletromagnetik rasyasyonlardır [6-7]. Bu etkiler sonucu DNA’daik şeker-fosfat yapısını, fosfat dizilimindeki baz değişimleri,kırılmaları,ya da zincir kırılmalarına sebep olmaktadırlar. Viral mutajenler ise tamamen bir asalak canlı misali hareket eden virüs türleri neticesinde gerçekleşmektedir. Virüs konakçı olarak adlandırılan canlı bir hücreye giriş yaptıktan sonra kendi materyalini DNA-RNA konakçının hücresine aktararak ya o hücrede kalıcı hasarlara neden olur ya da materyali aktardıktan sonra konakçının DNA’sına yerleşerek sanki konakçının bir DNA parçasıymış gibi hareket ettirerek yeni viral ajanlar oluşturmaya başlamaktadır. Bu da konakçı da artık hasarlara ve genetik anlamda değişiklere kapı açma kanser vb işlemi olarak görülmektedir. Metalik özelliklere sahip olan ve bunları gösteren,tanımlanma işlemlerinde kararsız sayılan elementlere ağır metal adı verilmektedir. Bu çerçevede geçiş metalleri, bazı yarı metaller, lantanitler ve aktinitler yer almaktadır. IUPAC tanımlamasında ise ağır metaller için ’anlamsız ve yanlış yönlendirici’’ tamlamasını kullanmıştır. Canlı türleri eser miktarda bu metallere gerek uymaktadır. Örneğin demir, kobalt, bakır, mangan, molibden, çinko gibi... Her şeyin fazlası zehir cümlesi ışığında bu metallerin fazla alınımı da toksik etki hatta ölüme neden olan etkilere sahip olur böylece potansiyel bir biyolojik silah olarak nitelendirilebilir. Ağır metal zehirlenmesi terimi kullanılan bu duruma ise metalin saf elde edilmesi, maden eritme işlevleri ya da nükleer yakıt hazırlama aşamaları esnasında karşılaşılmaktadır. Burada en önemli işlem olarak öncelikle İş Sağlığı ve Güvenliği kurallarına, yaptırımlarına uyulması şiddetle önem taşımaktadır. Cıva, doğada ve kullanım alanlarının genişlik göstermesiyle ağır metal zehirlenmelerinin ana faktörleri arasında ön sıralarda kendini göstermektedir. Anorganik cıva ise cıva tuzları şeklinde bulunmakla birlikte eğer ağızdan alınım gerçekleşirse yarı ömrü 40 gün’dür. Ayrıca küçük bir dozu bile merkezi sinir sistemi ve böbrek sistemi üzerinde toksin etki sağlamasın neden olmaktadır. Metil cıva mikrotübül oluşumuna, nöronlarda protein sentezi engeli ve hücre zarında anormal etkilere neden olmaktadır. Tüm bu etkiler yanında elbette ki DNA’da da hasarlara kapı aralar. ’ Minamata hastalığı, Japonya'nın Minamata Koyu'nda ortaya çıkan, balık ve kabukluların yenmesiyle oluşan bir tür cıva zehirlenmesi Kedilerde, kanatlılarda ve insanlarda; iştah azalması, zayıflama, körlük, durgunluk, hâlsizlik ve eş güdüm bozukluğu ile etkisini göstermektedir. Bölgede cıva atıklarının denize dökülmesi sonucu ortaya çıkmıştır. Suda bulunan planktonlar bu atıkları soğurmuş ve önce bu plaktonlarla beslenen balıkları, ardından balıkları yiyen canlıları etkilemiştir.’’ [7]. Minimata teşhisi konulan çocuklarda genel anlamda görülen septomlar ise mikrosefali, zeka geriliği, sakat bacaklar, büyüme geriliği, Cerebellum bozulmaları görülmektedir. Ayrıca cıva metali besin zinciri vasıtasıyla biyomagnifikasyona uğrayarak canlılar tarafından emilim veya hücre içerisisne geçiş sağlamaktadır. [8]. Sonuç olarak çevre kirliliğine ve ekositem dengesinin bozulmasına yönelik yapılan çalışmalara katkı sağlanmalı ve çevremizdeki insanları bilinlendirmeli, sosyal faaliyetlere katılmalı ve evrendeki tek evimiz olan dünyayı daha yaşanılabilir bir hale getirmeye çalışmalıyız. Derleyen Zeynep Salgın Kaynaklar 1- TİRYAKİ, O. 2016. Ekotoksikoloji ve Pestisitler. 2- YÜCEL, M., & YÜCEL, E. Endüstriyel kaynaklı ağır metal kirliliğinin buğday çeşitleri üzerindeki ekotoksikolojik etkilerinin belirlenmesi. Biyolojik Çeşitlilik ve Koruma, 63, 6-11. 3- ÇAĞLARIRMAK, N., & Hepçimen, A. Z. 2010. Ağır Metal Toprak Kirliliğinin Gıda Zinciri ve Đnsan Sağlığına Etkisi. Akademik Gıda, 82, 31-35 4- Seven, T., DARENDE, B. N., & Sevda, O. C. A. K. 2018. Hava ve toprakta ağır metal kirliliği. Ulusal Çevre Bilimleri Araştırma Dergisi, 12, 91-103. 5- Sağlam, N., & Cihangir, N. 1995. Ağır metallerin biyolojik süreçlerle biyosorbisyonu çalışmaları. Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 1111. 6- Güven, A., Kahvecioğlu, Ö., Kartal, G., Timur, S., & İTÜ, M. 2004. Metallerin çevresel etkileri-III. Metalurji Dergisi, 138, 64-71. 7- KUDUĞ, H. Tarımsal Biyoteknolojide DNA Uygulamaları. Gaziosmanpaşa Bilimsel Araştırma Dergisi, 82, 1-10. 8- Karaca, A., & Turgay, O. C. 2012. Toprak kirliliği. Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Dergisi, 11, 13-19. ing. Coastal pollution Teknolojinin hızlı bir şekilde gelişmesine paralel olarak çevre kirliliği de artış göstermektedir. Hayatımızı kolaylaştıran teknoloji aynı zamanda da sağlığımızı tehdit etmektedir. Örneğin taşıtların çoğalması hava kirliliğinin artmasına neden olurken, hızlı nüfus artışı ve teknolojik gelişmeler doğal kaynakların aşırı tüketimini bebaberinde getirmiştir. Kirlilik Çeşitleri Su Kirlenmesi Canlıların yaşamlarını devam ettirebilmeleri için gerekli olan su, çevre kirliliğinden çok fazla etkilenmektedir. Fabrika atıkları, evlerde kullanılan deterjanlar, zirai ilaçlar, gübreler, deniz taşıtlarından çıkan mazot, yanmış yağ ve katranlar suların kirlenmesine sebep olmaktadır. Sulardaki kirletici maddeler hem insan sağlığını tehdit etmekte hem de sularda yaşayan canlıları olumsuz etkilemektedir. Örneğin içerisinde fosfor bulunan deterjanlı sular göllere karıştığında, göllerdeki bazı bitkilerin ve su yorunlarının aşırı büyümesine neden olur. Aşırı bir şekilde büyüyen bu bitkiler sudaki oksijeni tüketmekte ve bunun sonucunda göldeki balık sayısı azalmaktadır. Sulardaki kirletici maddeler çeşitli hastalıklara sebep olmaktadır. Bunlardan; Fenol Türevleri Böbrek yetmezliği, boğazda yanma, mide kanaması, beyinde ve dolaşım sisteminde bozukluk, mide krampları ve solunum durmasına yol açar. Kurşun Böbrek, beyin, karaciğer, mide, bağırsak sistemi ile kemik iliği hastalıklarına sebep olur. Amonyak Boğaz, yemek borusu ve bağırsak sisteminde tahrişler, bulantı, kusma, mide ağrılarına sebep olur. Toprak Kirlenmesi Toprağın kirlenmesine neden olan kaynaklar çok çeşitlidir. Toprağa verilen mineral gübreler, zirai mücadele için kullanılar ilaçlar, endüstri atıkları, nükleer santrallerden gelen sızıntılar, sönmemiş kireç, endüstri, ulaşım, ısınma faaliyetlerisonucunda havaya karışan gazlar sebebiyle oluşan asit yağmurları toprağın kirlenmesine sebep olmaktadır. Toprak kirlenmesi canlıların yaşamsal fonksiyonlarını tehlikeye sokar. Topraktaki zararlı maddeler bitkilere, bitkilerden de onlarla beslenen canlılara geçerek solunum ve beslenme bozukluklarına yol açar. Hava Kirlenmesi Hava, su gibi kendi kendini yenileyebilme özelliğine sahiptir. Belirli miktardaki zehirlenmeler zamanla yol olabilir. Volkanik patlamalar, orman yangınları gibi sebeplerle oluşan hava kirliliği kısa sürede temizlenebilmektedir. Ancak sanayinin gelişmesiyle havayı kirleten maddeler artmış ve hava kendi kendini yenileyemeyecek duruma gelmiştir. Sanayileşme, konutların ısıtılmasında kullanılan yakıtlar, motorlu taşıtlardan çıkan gazlar hava kirliliğinin başlıca sebepleridir. Havadaki tozlar akciğer aracılığı ile kan dolaşımına katılır, bazıları da akciğerde kalarak solunum güçlüklerine sebep olmaktadır. Havada toz halinde bulunan toz parçacıkları sindirim bozuklukları ve böbrek hastalıkları oluşturmaktadır. Havada gaz halinde bulunan kirleticiler kükürtdioksit, karbonlu hidrojen gibi ise kanser riskini artırmaktadır. Dünyada sanayi tesislerinin ve trafiğin yoğun olduğu şehirlerde o şehirlere has hava kirliliği ortaya çıkmıştır. Londra Tipi Hava Kirlenmesi Evlerde, sanayi tesislerinde, motorlu taşıtlarda ve enerji santrallerinde petrol ve kömür gibi yakıtların kullanımı sonucu ortaya çıkan gazların meydana getirdiği dumanın sisle karışması sonucunda oluşan hava kirliliğine Londra tipi hava kirlenmesi denir. 1952 yılında Londra'da bacalardan çıkan kükürtdioksit, sis ve duman karışarak şehrin üzerini kaplamış, iki hafta gibi bir sürede 4000 kişinin hayatını yitirmesine sebep olmuştur. Ülkemizde de sanayi faaliyetlerinin yoğun olduğu İstanbul, İzmir ve Bursa'da bu tip hava kirliliğine rastlanmaktadır. Bu tip hava kirliliği cilt ve gözlerde tahrişe, bronşit gibi hastalıklara yol açmaktadır. Ayrıca metallerin paslanmasına, renk değiştirmesine, betonların kalkmasına, boyaların, kiremitlerin, kalkerlerin bozulmasına, toprağın asitlenerek verimsizleşmesine yol açmaktadır. Los Angeles Tipi Hava Kirlenmesi Los Angeles tipi hava kirlenmesi motorlu taşıtların çıkardığı gazların karbonmonoksit, hidrokarbon, azotoksit, sülfüroksit ve katkı maddeleri güneş ışınlarının etkisiyle karbondioksite dönüşmesidir. Los Angeles çevresi dağlarla çevrili okyanus kıyısında bulunan bir kenttir. Taşıtların çıkardığı gazlar okyanustan gelen rüzgarların etkisiyle kentin üzerinde yoğunlaşır. Gözlerde tahriş, bronşit, astım, amfizem gibi hastalıklara sebep olur, solunum ve dolaşım sistemini etkiler. Ülkemizde taşıt sayısının fazla olduğu İstanbul'da bu tip hava kirliliğine zaman zaman rastlanmaktadır. Radyoaktif Kirlenme Radyoaktif maddelerin hava, su ve toprağa karışmasına radyoaktif kirlenme denir. Radyoaktif maddelerin çevreye yaydığı zararlı ışınlara ve parçacıklara radyasyon denir. Nükeer enerji santralleri, x ışını makineleri, nükleer silah ve bombalar radyasyon kaynaklarıdır. Radyoaktif maddelerin yaymış olduğu elektronlar toprağa, havaya, suya, bitkilere, bitkilerden besin zinciri ile insan ve hayvanlara çok hızlı bir şekilde geçerek canlı hücrelerdeki elektron dengesini bozar, bunun sonucunda hücreler normal işlevini yerine getiremezler. Radyasyon tehlikesi çok uzun yıllar sonra da etkisini göstermektedir. 26 Nisan 1986'da Ukrayna'daki Çernobil Nükleer Santrali'nde meydana gelen patlamada birçok radyoaktif madde geniş alanlara yayılmıştır. Bu kazadan etkilenen Almanya'nın Miesbach bölgesinde otlaklarla beslenen ineklere ait her 10 buzağıdan birinin ölü ve sakat doğduğu görülmüştür. Bu patlamanın etkisi Türkiye'ye kadar ulaşmıştır. 1945 yılında ABD'nin Japonya'ya attığı atom bombası sonucunda Hiroşima ve Nagazaki şehirlerinde tarihin en büyük felaketlerinden birisi yaşanmıştır. Aradan 60 yıldan fazla süre geçmesine rağmen felaketin etkileri az da olsa devam etmektedir. Besin Kirlenmesi Hava, su ve toprak kirlenmesi, tarım ilaçlarının kullanılması, daha sonra tüketilmek için hazırlanan yiyeceklerin yapımı ve saklanması sırasında gerekli koşulların sağlanamamasından dolayı yiyeceklerin bozulması besin kirlenmesinin nedenlerindendir. Kirlenmiş olan besin maddelerinin tüketilmesi çeşitli hastalıklara hatta ölümlere neden olabilmektedir. Ses Gürültü Kirliliği Hoşa gitmeyen, insanın işitme sağlığını ve algılamasını olumsuz etkileyen, fizyolojik ve psikolojik denge bozulmalarına yol açabilen, çalışma verimini düşüren ve karmaşık seslere gürültü veya ses kirliliği denir. Hızlı nüfus artışı, yaşam düzeyinin iyileşmesi ile teknoloji ürünlerinin kullanımının artması, sanayinin gelişmesi, yoğun trafik, çocuk parkları, eğlence yerleri, spor alanları, yağmur, şimşek ve rüzgar gibi atmosferik olaylar gürültü kirliliğine sebep olmaktadır. Gürültü insanlarda fiziksel, psikolojik ve fizyolojik rahatsızlıklar oluşturmaktadır. Örneğin, 50 ' 90 desibel arasındaki ses; uykusuzluk, öfke, yorgunluk ve baş ağrısına neden olmaktadır. 130 desibelin üzerindeki ses; kulak zarı patlamasına neden olmaktadır. Gürültü kirliliğine karşı; - Fabrikalar, sanayi kuruluşları, binalar yapılırken ses geçirmeyen izolasyon maddeleri kullanılmalı. - Yük taşıyan araçlar yerleşim yerleri dışından geçirilmeli. - Gürültü kaynakları ile konutlar arasında boş alanlar bırakılıp, bu alanlar ağaçlandırılmalı. - Otoyolların kenarları ağaçlandırılmalı. - Gürültülü uyarılar yerine görsel uyarılar yaygınlaştırılmalı. - Halkı gürültü kirliliği konusunda bilinçlendirmeli. Mesaj 15,359 Teknolojinin Çevre Üzerindeki Etkisi Teknoloji dünyanın, ülkelerin, toplumun, ekonominin ve aynı zamanda çevrenin şekillenmesinde önemli bir role sahiptir. 'Teknoloji' dediğimizde, bilimsel uygulamaların ve bilginin pratik amaçlar için uygulanmasını kastediyoruz. Ayrıca, ondan ortaya çıkan cihazları ve sistemleri de içerir. Dünya hızla değişiyor ve teknoloji de öyle. Her alanda büyük teknolojik gelişmeler ve atılımlar var. Bugün teknoloji ve çevre arasındaki bağlantıya bakacağız. Kredi Pixabay Teknolojik ilerleme bir nimettir ve her ikisi de bir lanettir. Gelişmelerin iki taraflı yüzleri var. Bir yandan çevrenin bozulması, iklim değişikliği, akut gıda kıtlığı, atık yönetimi ve diğer küresel sorunlar gibi sorunları ele almak için çözümler üretti. Öte yandan, dünya genelinde kaynak kıtlığı başta olmak üzere birçok çevresel ve sosyal soruna neden oldu ve insanlığı felakete sürükledi. Teknoloji ve çevre arasında hem iyi hem de kötü bir bağlantı vardır. Yapay zeka AI, makine öğrenimi, blok zincir teknolojisi, IoT, coğrafi haritalama gibi gelişmiş teknolojik araçlar, insanlığın iklim hedeflerini etkili bir şekilde ele almasına yardımcı olan güçlü araçlardan bazılarıdır. İklim hedefleri ve kaynak hedefleri olan büyük kuruluşlar, bu gelişmiş araçları stratejilerinin bir parçası olarak kullanır. Çevreyi ve kaynaklarını korumanın bir öncelik haline geldiği günümüzde, çevresel sürdürülebilirliği sağlamak için dijital devrimden yararlanmak çok önemlidir. Bu, hem yüksek hem de düşük teknoloji çözümlerinin verimli kullanımı ve teknoloji ile çevre arasında uygun bir pozitif bağlantı kurulmasıyla yapılabilir. Dijital devrimin doğru kullanımıyla, hükümetleri, şirketleri ve insanları çevresel açıdan sürdürülebilir uygulamalara uyum sağlamaya ve çevre politikalarını normal yaşam tarzlarında uygulamaya koymaya yetki verebilir. Kredi Pixabay Sanayi Devrimi, dünyayı değiştirmek için muazzam güce sahip birçok yeni teknolojiyi tanıttı. 1760-1840 yılları arasında Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri'nde yenilikçi üretim süreçlerine geçiş oldu. Ayrıca, yanlış kullanım ve doğaya verilen zararlar dahil olmak üzere çevre üzerinde etkisini bırakan çeşitli teknolojik gelişmeler ve üstün teknoloji araçları da vardı. Teknoloji, dünyaya iki şekilde zarar verdi kirlilik ve doğal kaynakların hızla tükenmesi. Hava ve Su Kirliliği Hava kirliliği, karbondioksit, karbon monoksit, kükürt dioksit, nitrik oksit ve metan gibi zararlı veya aşırı miktarda gazların atmosfere salınması durumunu ifade eder. Birincil kaynaklar teknolojik araçlarla ilgili olarak, sanayi devrimi ve teknoloji ile çevre arasındaki olumsuz bağlantıdan sonra ortaya çıktı. Bunlara fosil yakıtların aşırı yakılması, fabrikalardaki teknolojik aletler, enerji santralleri, toplu tarım uygulamaları ve araçlar dahildir. Bu, daha sonra hem insanlar hem de hayvanlar için olumsuz sağlık etkilerine yol açan büyük hava kirliliğine yol açtı. Ek olarak, atmosferdeki sera gazı emisyonlarındaki artışın termal enerjiyi hapsettiği ve küresel sıcaklıkların hızla yükselmesine neden olduğu küresel ısınmayı da görüyoruz. Su kirliliği, göller, nehirler, okyanuslar ve yeraltı suyu gibi gezegenin farklı su kütlelerinin kirliliğini ifade eder. Kirlilik öncelikle insan faaliyetlerinden kaynaklanmaktadır. Başlıca su kirleticilerinden bazıları evsel atıklar, endüstriyel atıklar ve tarımsal böcek öldürücüler ve böcek ilaçlarıdır. Su kütlesi kirliliğine bir örnek, kötü arıtılmış atık suyun doğal su kütlelerine salınmasıdır. Bu durum sucul ekosistemleri olumsuz etkilemekle birlikte tifo ve kolera gibi hastalıklara, ötrofikasyona ve ekosistemi bozarak yaşanmaz hale getirmektedir. Aynı zamanda o ekosistemin besin zincirini de etkiler. Doğal Kaynakların Hızlı Tükenmesi Kredi Pixabay Kaynakların hızla tükenmesi, teknoloji ve çevre arasındaki bağlantının bir başka olumsuz etkisidir. Yenileyici güce kıyasla doğal bir kaynağın aşırı tüketimini ifade eder. Doğal kaynaklar, doğadan oluşan ve insanlar tarafından yaratılmayan kaynaklardır. Bunlar yenilenebilir veya yenilenemez olabilir. Kaynak tükenmesinin birçok türü vardır. Bunların başlıcaları ve en şiddetlileri, akiferin tükenmesi, ormansızlaşma, fosil yakıtlar ve mineraller için hızlı madencilik, kaynak kirliliği, toprak erozyonu ve aşırı kaynak tüketimidir. Doğal kaynakların aşırı kullanımı, öncelikle tarım, madencilik, su israfı ve fosil yakıt tüketimi gibi uygulamalardan kaynaklanmaktadır. Bunların hepsi teknolojideki gelişmelerle destekleniyor. Küresel aşırı nüfus da doğal kaynakların bozulmasına yol açan başka bir faktördür. Dünyanın eko-ayak izinin, dünyanın her bireye tüketim ihtiyaçlarını karşılamak için yeterli kaynakları sürdürülebilir bir şekilde sağlama yeteneğinin bir buçuk katı olduğuna dair bir tahmin var. Teknoloji ve Çevre Kredi Pixabay Sanayi Devrimi'nden bu yana, büyük ölçekli maden ve petrol aramaları yükselişte ve bu kaynakların çok hızlı bir şekilde tükenmesine neden oluyor. Buna ek olarak, teknoloji ve Ar-Ge'deki ilerleme ile maden işletme süreci daha kolay hale geldi. İnsanlık daha fazla kaynak elde etmek için toprak ananın derinliklerine iniyor. Bu daha sonra üretim düşüşüne neden oluyor. Teknoloji ve çevre arasında ters bir bağlantıdır. Ormansızlaşma, teknolojik ilerlemenin bir başka zararlı etkisidir. Daha fazla toprak kesme ve ağaç kesme aletleriyle, birkaç gün içinde bütün bir bölgeyi ormansızlaştırmak çok daha kolay ve uygun hale geldi! Ayrıca, akut ormansızlaşmanın sonuçları hiç bu kadar şiddetli olmamıştı. Dünya Bankası, 3-2 yılları arasında yaklaşık 1990 milyon km2015 küresel orman kaybı olduğunu bildirdi. Bu daha spesifik olarak tarımsal nedenlerle olsa da, yakıt için tomruklama ve yerleşim alanları inşa etmek için açık alanlar yaratma da var. Hızlı ormansızlaşma, bitkiler ve hayvanlar için büyük miktarda ağaç, yeşil örtü ve yaşam alanı kaybına neden oluyor. Bizim için atmosferden karbondioksiti alan çok önemli doğal kaynak olan ağaç kıtlığı var. Yabani hayvanlar ve bunların egzotik türleri için habitat kaybı söz konusu olup, sonuçta ya avlanmaktan ya da aşırı hava koşulları nedeniyle yok olmaktan soyu tükenmektedir. Çevresel teknoloji Kredi Pixabay Teknolojik ilerlemenin çevre üzerindeki olumsuz etkilerine rağmen, iklim değişikliği ile ilgili küresel endişe ve teknoloji ile çevre arasındaki bağlantıda olumlu bir eğilim hakkında son zamanlarda bir kargaşa var. Bu, daha sonra yenilikçiliğin ve geliştirilmesine yol açmıştır. çevre önemli çevresel sorunları çözmeyi amaçlayan teknolojiler. Bu teknolojiler, gezegeni sürdürülebilir ve düşük karbonlu bir küresel ekonomi yapmak için çabalıyor. Çevre teknolojileri aynı zamanda 'yeşil' veya 'temiz' teknoloji olarak da adlandırılır. Teknolojinin çevre ve doğal kaynaklar üzerindeki olumsuz etkisini korumak, strateji oluşturmak ve azaltmak için çalışır. 2016 Paris Anlaşması, dünyadaki her ülkeyi iklim değişikliğiyle mücadele için iddialı çabalar göstermeye zorlayan hayati bir belgedir. Ülkeler, küresel ortalama sıcaklıktaki artışı sanayi öncesi seviyelerin 2°C'nin altında tutmayı hedefliyor. Her yıl ortaya çıkan birkaç yenilikçi çevre teknolojisi var. Bunlardan bazıları kullanıma hazır, bazıları ise prototip seviyelerinde. Ancak tüm bu araçlar, çevre için sürdürülebilir uygulamalar ve çözümler sunma ve teknoloji ile çevre arasında olumlu bir bağlantı oluşturma arzusuyla birbirine bağlıdır. Teknolojik ilerlemenin çevre üzerindeki olumlu etkisini çevre teknolojileri listesi aracılığıyla görelim. Yenilenebilir enerji Yenilenebilir enerji aynı zamanda 'temiz enerji' olarak da adlandırılır. Doğal olarak yenilenen yenilenebilir kaynaklardan toplanan enerjiyi ifade eder. Yenilenebilir enerji örnekleri güneş ışığı, rüzgar, yağmur, gelgitler, dalgalar ve jeotermal ısıdır. Günümüzün çevresel teknolojik araçları, insanoğlunun doğal olarak oluşan bu enerji unsurlarını yakalamasını ve bunları elektriğe veya faydalı ısıya dönüştürmesini sağlamaktadır. Güneş panelleri, rüzgar ve su türbinleri gibi teknolojik araçların kullanımı ile güneş ışığını, rüzgarı ve suyu toplayarak elektrik üretebiliyoruz. Bu, teknolojik ilerlemenin çevre üzerinde olumlu bir etkisi bırakır. Avrupa, yenilenebilir kaynaklara uyum sağlamak için 2015 yılında ikinci en büyük elektrik üreticisi olarak kömürü geride bıraktı. Şu anda, yenilenebilir kaynaklar İngiltere'deki toplam elektrik gücünün yaklaşık %30'unu üretiyor. Yenilenebilir kaynak projelerinin çoğu özellikle büyük şirketler için olsa da, enerjinin en çok talep edildiği uzak bölgelere ve gelişmekte olan ülkelere yönelik projeler de var. Bu, teknoloji ve çevre arasındaki bağlantıda olumlu bir eğilim. Şu anda güneş panelleri ve rüzgar türbinleri gibi yenilenebilir enerji teknolojilerinin maliyeti düşüyor ve devlet yatırımları artıyor. Örneğin, Avustralya'da, yalnızca 4, yılları arasında yaklaşık 2007 haneden 2017 milyonun üzerine çıkan toplam çatı güneş enerjisi kurulumuna katkıda bulunmuştur. Akıllı Teknoloji Kredi bilgileri WKS Global Akıllı ev teknolojisi dediğimizde, enerji verimli hale gelmek için uzaktan izlemek ve programlamak için kullanılabilen, Nesnelerin İnterneti'ne IoT bağlı sensörleri ve cihazları birbirine bağlayan cihazların kullanımını kastediyoruz. Nesnelerin İnterneti IoT, gömülü ağlar yardımıyla kolayca veri toplayıp değiş tokuş edebilen, internete bağlı birkaç nesneden oluşan bir ağı ifade eder. sensör teknolojileri. Toplanan veriler, aynı ağdaki cihazların gerçek zamanlı bilgilere dayalı olarak özerk bir şekilde "yaratıcı kararlar almasını" sağlar. Örneğin günümüzün gelişmiş akıllı aydınlatma sistemleri, yalnızca ışığa ihtiyaç duyan belirli alanları aydınlatmaktadır. Ek olarak, gelişmiş bir akıllı termostat, evleri günün belirli saatlerinde belirli yeterli sıcaklıklarda tutacaktır. Bu cihazlar aşırı enerji kullanımını azaltır, israfı azaltır ve teknoloji ile çevre arasında olumlu bir hava yaratır. Teknolojik cihazlardaki bu gelişme, Wi-Fi üzerinden internete kolay bağlantı, binalarda ve büyük şehirlerde Bluetooth ve akıllı sensörler aracılığıyla bağlantı kurmasından kaynaklanmaktadır. Uzmanlar, geleceğin şehirlerinin her arabanın, telefonun, klimanın ve ışığın birbirine bağlanacağı ve ardından her şehrin birer şehir olacağı senaryolarına sahip olacağını tahmin ediyor. enerji verimli 'akıllı şehir''. İnternet teknolojisi aynı zamanda sosyal medya aracılığıyla çevre üzerinde olumlu bir etkiye sahiptir; burada şirketler ve insanlar da küresel sorunlar hakkında farkındalık yaratabilir ve insanları büyük iklim hedeflerine ulaşmaya motive edebilir. Teknoloji ve çevre arasındaki bağlantının iyiliğini tasvir edebilirler. İnternet ayrıca, çeşitli alanlardan uzmanların gelişmiş çözümler sunmak için bilgileri, araştırma deneyimlerini ve yenilikçi fikirlerini uzaktan paylaşabilecekleri, insanlar için küresel sanal laboratuvarların oluşturulmasını kolaylaştırabilir. Bu, daha sonra insanlar evlerinden/şehirlerinden sanal olarak bağlanacakları için ulaşımdan kaynaklanan kirliliği azaltacaktır. Elektrikli Araçlar Kredi Pixabay Elektrikli araç, çevreyi korumanın iyi bir yolu olan bir başka yenilikçi çevre teknolojisidir. Elektrikli araç, şarj edilebilir pillerden gelen enerjiyle bir veya daha fazla elektrik motoru tarafından tahrik edilir. 2008 yılında piyasaya sürülmesinden bu yana, hava kirliliği ve sera gazları gibi çevresel bozulmayı azaltmak için olumlu bir ulaşım unsuru olarak popülerleşmeleri nedeniyle elektrikli araçların üretiminde çarpıcı bir artış olmuştur. Elektrikli araçlar, herhangi bir karbon yaymadıkları için teknoloji ve çevre arasındaki bağlantıda olumlu bir hava oluşturuyor. Karbon emisyonları 'sera etkisine' ve küresel ısınmaya büyük katkıda bulunuyor. Elektrikli araçlar hava kirliliğine neden olmaz ve daha temiz ve daha güvenli bir alternatiftir. Ayrıca insanlara, hayvanlara ve bitkilere daha az zararlıdırlar. Son zamanlarda, birkaç küresel hükümet elektrikli araçları benimsedi ve tak-çıkar araçların, vergi kredilerinin ve sübvansiyonların kullanımını teşvik eden birçok çevre teknolojisi hükümet teşviki getirdi. Bunlar, ülkelerde elektrikli araçların kullanımını teşvik etmeyi amaçlıyor. Elektrikli araçlar, temiz ve yeşil bir toplum için ileriye giden bir yoldur. Bloomberg gibi kuruluşlar, 2024 yılına kadar elektrikli araçların benzinli araçlardan çok daha ucuza geleceğini tahmin ediyor. Aslında Nissan, İngiltere'de akaryakıt istasyonlarından daha fazla elektrikli araç şarj istasyonu bulunduğunu belirtiyor. 'Doğrudan Hava Yakalama' DAC Kredi Bilim DAC, karbonu dünya atmosferinden uzaklaştıran çevre teknolojisidir. DAC işlemi, ortam havasından karbon dioksiti yakalamaktır. Daha sonra, ayırma veya kullanım amaçları için konsantre bir CO2 akışına dönüştürür. Bundan sonra hava, CO2'nin verimli bir şekilde uzaklaştırıldığı birkaç büyük fan tarafından yüksek teknolojili bir filtreden geçirilir. Bu teknoloji, araçlardan çıkan egzoz dumanları gibi çeşitli dağıtılmış kaynaklardan gelen emisyonların ele alınmasına yardımcı olabilir. Teknoloji ve çevre üzerinde iyi bir etki yaratır. Tam ölçekli DAC operasyonları, karbon miktarlarını emme yeteneğine sahiptir. Yaklaşık 250,000 ortalama büyüklükteki arabanın yıllık emisyonlarına eşdeğer! Birkaç bilim insanı ve çevre uzmanı, DAC'nin iklim değişikliğini azaltma ve Paris İklim Anlaşması'nın hedeflerini kolaylaştıracak olası unsurları için verimli olduğunu savunuyor. Sorunun ana kaynağı atmosferdeki karbondioksit olduğundan DAC iyi bir çözüm olacaktır. Bununla birlikte, DAC'nin aşırı yüksek maliyeti, onu büyük ölçekli kullanım için elverişsiz hale getirir. Ayrıca, birçok uzman DAC teknolojisine güvenmenin yüksek risk olacağına inanıyor. Çünkü insanları tüm emisyonların ve kirliliğin atmosferden kolayca uzaklaştırılabileceğine inandıracak! Çevresel İzleme Araçları Kredi Pixabay Çevresel izleme, hükümet ve küresel organizasyon politikalarının çok önemli bir bileşenidir. Teknoloji ve çevreyi birbirine bağlamak için iyi bir araçtır. Çevresel izleme çalışması aşağıdaki yöntemleri içerir Örnekleme Kalitesini incelemek için ekosistemin veya çevrenin örneklenmesi çok önemlidir. Örnekleme yöntemi, bir ortamın kimyasal bileşimi ve tuzluluğu gibi temel ölçümlerin yapılmasında etkilidir. İzleme Düzenli analiz gerektiren projeler, gelişmiş çevresel izleme araçları ve ekipmanları yardımıyla çevreyi izler. İzleme sürekli veya önceden belirlenmiş aralıklarla gerçekleşebilir. Pasif örnekleme Düşük bütçeli projelerde pasif örnekleme olur. Burada kullanılan ekipman bütçe dostudur ve düşük maliyetlerle maksimum kapsama ve veri analizi sağlar. Uzaktan gözetim Uzaktan gözetim ekipmanı gerektiren birkaç proje var. Bu süreçte, yerinde teknolojileri baz istasyonuna bağlayan bir iletişim ağının kullanımı vardır. Monitörler daha sonra veri akışlarını kolayca depolayabilir ve analiz edebilir ve ayrıca tek tek siteleri mikro yönetebilir. Uzaktan Algılama Uzaktan algılama, pasif ve aktif olmak üzere iki şekilde gerçekleşir. Pasif şekilde, güneş ışığı gibi doğal radyasyonun yansıma seviyelerinin takibi vardır. Bu süreç, bitki bazlı ekosistemlerdeki değişiklikleri tespit etmek için geçerlidir. Aktif şekilde topografik bilgilerin toplanması vardır. Aktif mod, Kuzey Kutbu gibi uzak bölgelerde uygulanabilir. Süreç, aktif olarak enerji salınımını ve bölgenin geri yansıttığı radyasyon seviyelerini kaydetmek için cihazları kullanmayı içerir. Uzaktan algılama, ormansızlaşma, iklim değişikliği, derinlik sesi ve çevre koruma gibi önemli konuları izlemek ve incelemek için kullanışlıdır. Biyolojik izleme Bu süreçte, bir ekosistemin kalitesine paha biçilmez bir bakış açısı sağladıklarından, bitki ve hayvanların düzenli olarak izlenmesi ve incelenmesi vardır. Sonuç İnsanoğlu olumsuz etkileri asla tersine çeviremez. teknolojik ilerleme üzerinde sanayileşmenin teşvik ettiği çevre. Ancak yenilenebilir enerji, akıllı verimli lojistik ve elektrikli ulaşım gibi pozitif çevre teknolojilerinde umut var. Bunlar aslında gezegenin hızlı bir şekilde karbondan arındırılmasını sağlayabilir ve ona daha fazla zarar gelmesini kontrol edebilir. Teknoloji ve çevrede olumluyu yaratmak ve teşvik etmek en büyük endişemiz olmalıdır. Temiz ve yeşil bir gezegenin tadını çıkarmak gelecek nesillerimizin hakkıdır!

teknolojik gelişmeler ve çevre kirliliği