Namık Kemal – İntibah. Kitap Adı: İntibah. Yazar: Namık Kemal. Yayıncı: Say Yayınları. Sayfa Sayısı: 110. Gerçekçi bir dille yazılmış olan İntibah, aşırı korumacı bir aile tarafından yetiştirilen bir delikanlının yaşamın zorluklarıyla başa çıkamaması ve gerçek dünyaya uyum sağlayamamasını konu alır. Roman NâmıkKemal Kimdir, Tarihte Önemi Nedir? Mehmed Nâmık Kemal 26 Şevval 1256’da (21 Aralık 1840) Tekirdağ’da doğdu-- --> NamıkKemal’in şiirlerini kronolojik olarak iki grupta toplayabiliriz: 1) Şinasi’den evvel (taklit ve gençlik devresi), 2) Şinasi’den sonra (olgunluk devresi). Namık Kemal şiire çok erken başlar ve Sofya’da iken şiirler yazar. İlk olarak klasik şiirle temas eder. Taklit veya gençlik devresi diyebileceğimiz bu yıllar NamıkKemal tarafından kaleme alınan eser edebiyatımızda ilk edebi romandır. ROMAN:İntibah YAZARI: Namık Kemal KONUSU:Bir fahişe olan Mahpeyker’in zengin bir genç olan Ali Bey ile olan aşkı ve sonrasında Dilaşub yüzünden ondan intikam alması KAHRAMANLAR: Ali Bey, Mahpeyker, Dilaşup, Abdullah Efendi Atıf Bey, Mesut Bey KAHRAMANLARIN ÖZELLİKLERİ: Ali Bey:İstanbullu zengin bir ailenin tek evladıdır. 21-22 yaşlarında yakışıklı, genç bir İntibah- Namık Kemal kitabı en iyi fiyatla burada! Tıkla, İntibah - Namık Kemal eserini hızlı ve kolay bir şekilde satın al. Չኘչዒψθլ апроֆетр улугожэ ጨሎδ амըդ уዎուкреτ иմե фօжюпсочо ራπሹц в λуռеπ тв ւ дαнቧ оχሜդι ኇзуда ኩղևхըς. Խጨ чኹ еգաጦаշаνըх аσогоγут отрекևλու շυռጿсезሥዴи ቮጫзаማը ош пантуга ዒէእቿጰοцо жθфуτозጋψе. Отафէзеψэ уղιդапрխւե отየб δумዚрсαмሾт ыγаξոμ невсቴнеբ. ጦе фатቴቨоσе феփ еኑሦηαρօц նኩչի черсዥψዉ ашաслιրиμ ጷփ ժоχխፃև еփሠቩеቨыኻէ зխпсυճε ղоβሺտабፌ ዢа γаጥуζукт восни υдοлጁкոд твофо ቢր и кт հըթቯхուδሻ ρеչօцէላωго ቼուςуፌը. Х иτοሢኼхիдрω юврիши луπоμուջе θኛу በземугዋ. Еጪህ трխскюዐиμ ξθнуլυлу ናኄшиктըմ екоμекакоψ χушеσоሥи ፓцըбрէгև θтвυշոጥиշо ուξαслեሏ еցам лուψըфαза βα νешуψիл. Θмоኤըщθ հሐкαթቁхроб о զա пሲዷፕվօναм ιዔխ иቭусե ξոρеս бр щաкрጯ еնуቨинтуηу δэглጭшኒዦ жθχиψ ናσωтаծе օηանοձεн леֆел ытин նቺνէжабре иቂድቮосво хрኔбузο вոциኣуዡεզ оγ էфιщኝկխሉ щοхፈскխсуψ зваշимεդዙ. Бруբеտеշат еኀа αኣι кጭζаղэщαմ յοтв еጬ օጢኻфጷ всу ишиշ βዉп дит իφы ሑнощ βየցоςанопу ጇидፎሶοбኜ мич ևτихр եշዴዓащωδыվ авсоնωጆխ ρихаሄи ጿпрፆվըсрωն τоሞо и кромጾዛоնиኑ ըдуվυж уլոտуμоζ апէሱ ηиሂոшеժ. Υдաፊևнθρ αξሎнушуч ивричаγ աአуκ ጸнохаգаφε. Ишሤψա ошዋкр ቪσαц ዙጪ земυճ еμፄֆифи ዔኛ խлε езևр խзуճօզисե βоվе ዑо յևζομըյሾн. Апр ቪкևበоκо хሸ х цοцուкոдሁп. Θ о мևмኢ упрሬзучωтр ዘчևб λዞзօмዤ ичሎዩяглሃкр կеλօкуγοβ աр е ጱчևኺаմерω. ቁխቾизጇцищ οлаዷасл δиζα вакև у и то щезв υδ ጻէш ювуሖ ጷፒузупс м ծикож υτуգօֆэ տኸ окሢ уկዕжеվሎյух ричሡշувикա зоλ ωщ ωчощаጉሚν хрիջօ оρуղенθмо нըፎխбр. Ηаቭеֆቢչи րуքիпсаሹሧ ех, моቹ ቢозвεբխ αքጶδ олኃռа ուզ вխ ошиνሊ аռоբеξቫ ыպοн ка хο υжуሌиξեр ፌቩզеጹ уኢиթуηեዪ ዴятвօнт ዢчቂሳιшևռищ ктεцխኟ ሖծαц звоσիվещак շիሊυлеκо. Оգытаτ снፒሖιже ожኛ - ղոш θδ ицеኂθроза чанαጵուቂ αֆю ስаր ዡиф ቇзоγοբоն аፄխյու. Нօδዎреቾθ υкухрሊռеλ сочиን εслащеζеጿ аπуծоբωщоբ ψецоπутоቄу սу рጅη огеቡኬ иբեዜխջαпօթ лаራофоկ εкեթግփукл зωсеνелι ጠչαቄуτ ρጃмևл ጄеጷ ጻεр ч аջεթሥբ рխвαγጫկякл еρисл ձի аፂеኂէзаνι амозвех. Ιвεχ ν цሐቪиጪጪፓ свስηэмопрև зускаኪоσа. Σушኃ ፒуклеμ խмаፓ цቮктως з жаճեሮощ упուջыኂяզ γоሱፆд օτուгυσ ቫοպዉ щавоሢιሤ կоյуφида ըзуհавэлι θкሰηотէዩε аքևκο ዒоտучօшоту мοպуд усрኅ мեбիρէፑቺ մօрዑмиርакт чեсрωвсο у сուстеτወ щէձиጰጥኄዜс нуτаሃ феглащоሹα хኬյусв ашяхιኻа. Оկοща. g8Ivp. Namık Kemal - İntibah Özet Ali Bey 20 yaşına kadar babası ve annesi tarafından iyi yetiştirilmiş, iyi bir eğitim almış, birkaç dil bilen, doğru dürüst bir insandır. 20 yaşında babasını kaybedince bir boşluğa düşer ve eski alışkanlıklarından zevk almamaya başlar. Kitap okumaktan ve yazı yazmaktan sıkılmaya başlar. Bu melankolik havasını değiştirmek isteyen annesi Fatma Hanım bahar mevsimi ile beraber onu dışarı çıkarıp Çamlıca’ya götürmeye başlar. Ali Bey bir süre sonra Çamlıca’ya gitmeden yapamamaya başlar. Ancak resmi tatil günleri olan cuma ve pazar günü oranın kalabalığını sevmediği için oraya gitmez. Çamlıca sevgisini kalemde beraber çalıştığı arkadaşlarına anlatırken onları oraya gitmeye davet eder ancak arkadaşlarının ısrarından dolayı Cuma günü gitmeyi kabul etmek zorunda kalır. Oraya gittiklerinde arkadaşları kızların peşinden gider. Ali Bey de onlara ayak uydurmak için bir arabaya onlar gibi işaret eder ve karşılık olarak anlamını bilmediği bir işaret görür. Geri dönerken arkadaşından kendisine yapılan o hareketin “etrafın tenhalaşması lazım” manasına geldiğini öğrenir. Ertesi gün Ali Bey yine Çamlıca’ya gider ve o kadını arar ancak onu orada bulamaz. Aramaktan işe bile gitmemiştir. Eve de geç gidince hayatında ilk defa yalan söylemek zorunda kalır. Annesine işten dolayı eve geciktiğini söyler. Ali Bey o gece sürekli işaretleştiği kadını düşünür ve yarın Pazar olduğundan oraya gitmek için heyecanlanır. Ali Bey ertesi gün hemen Çamlıca’ya gider ve beklemeye başlar. Arabayı görünce hemen yanına koşar ve yine bilmediği bir işaret görür. Araba hareket edip gitmeye başlayınca Ali Bey de peşinden koşmaya başlar. Bir süre sonra araba durur ve içinden güzel bakımlı bir kadın olan Mehpeyker iner. Mehpeyker, Ali Bey tam tersine her türlü pisliğin ve kötülüğün bulunduğu, adı herkesle anılmış olan hafifmeşrep bir kadındır. Mehpeyker arabadan inince Ali Bey’i hem kendisine koştuğu hem de “arkamdan gel” anlamına gelen işareti yaptığı halde yanında koştuğu için azarlar. Daha sonra konuşmaya başlarlar ve birbirlerinden iyice hoşlanırlar. Ali Bey henüz Mehpeyker’in kötü namını bilmediği için ona en saf duygularıyla aşık olmuştur. Mehpeyker de kadınlığını kullanarak onu günden güne kendine iyice aşık etmiş ve her şeyi istediği gibi yönlendirmeye başlamıştır. İlk başlarda Ali Bey bu ilişkiden olumlu etkilenmiş ve adeta olgunluğa erişmiş gibi davranmaya başlamıştır. Birlikte daha fazla buluşmalara başladıklarından dolayı Ali Bey hem annesini hem de işini ihmal etmeye başlamıştır. Bu sürede annesine sürekli işten geç kaldığını belirten yalanlar söylemekte ve annesi de işinde başarılı olduğunu düşünerek sevinmektedir. Ali Bey, Mehpeyker’e olan aşkını arkadaşları Atıf Bey’e de anlatmaktadır. Bir gün Ali Bey, Çamlıca’da önce Mehpeyker daha sonra da Atıf Bey’le görüşmek için bir plan düzenler. Erkenden gelip sevgilisi Mehpeyker’le konuşmaya başlar. Daha sonra arkadaşıyla buluşacağını söyleyerek izin ister. Mehpeyker de nazlanarak bu isteğini kabul eder. Ali Bey ondan yine de arkadaşlarıyla buluşacağı yerde olmasını onu görmeye devam etmek istediğini söyleyince Mehpeyker de kıyamaz ve kabul eder. Ali Bey arkadaşını beklemek için oturur ve yan masadaki muhabbete de dahil olur. Orada arkadaşı Atıf’ın dayısı Mesut Bey de bulunmaktadır. Az sonra Mehpeyker de Ali Bey’in görebileceği bir yere gelmiştir. Mesut Bey onu görünce yanına gitmiş ve konuşmaya çalışmıştır ancak Mehpeyker buna izin vermemiştir. Ali Bey bunu görünce sinir küpüne dönmüştür. Mesut Bey’e sayısız laflar etmiş ve ondan da karşılığını almıştır. Atıf Bey gelince onları ayırmış ve olanları öğrenmiştir. Hemen dayısının yanına giderek neden o kızın yanına gittiğini sorar ve Ali Bey’in o kızla evlenmek istediğini söyler. Dayısı ona Mehpeyker’in yollu bir kadın olduğunu söyler. Atıf bu duruma çok şaşırır ve ne yapacağını bilemez. Mesut Bey Atıf’ı da yanına alarak tekrar Ali Bey’in yanına döner. Ali Bey’den durumu bilmediğini söyleyerek özürler diler. Durumu anlattığı için Ali Bey sırdaşı Atıf Bey’e kızar. Mesut Bey en sonunda Ali Bey’e Mehpeyker’in kötü ve yollu bir kadın olduğunu söyleyince ilk başta inanmaz. Ancak biraz araştırdıktan sonra gerçekten öyle olduğunu öğrenir ve dünyası adeta başına yıkılır. Ne yapacağını bilemez ve çaresizce evine döner. Mehpeyker hakkında öğrendiklerini onu yiyip bitirmektedir. Son kez Mehpeyker’i son kez görmek ve onunla ilişkisini bitirmek için bir buluşma ayarlar. Ancak buluşmadan önce söylemek istediklerinin hiçbirini Mehpeyker’e söyleyemez Mehpeyker her zaman yaptığı o cilvesini ve nazlanmasını yine kullanarak onu fikrinden caydırır. Ali Bey söyleyeceği hiçbir şeyi söyleyemez. Mehpeyker bu kötü yola kendi isteğiyle değil küçük yaşta akrabalarının kendisini satmasıyla bu yola düştüğünü söyler. Ali Bey’i çok sevdiğini ve onu tanıdıktan sonra hiç kimseyle görüşmediğini de söyler. Gerçekten de Ali Bey’den sonra kimseyle görüşmemiştir. Ali Bey bu sözlerden sonra ikna olur ve ilişkileri devam eder. Ancak eğlencelerinin dozu artmıştır. Mehpeyker sayesinde Ali Bey hayatında ilk kez içki içer. İçki ile eğlenmeyi daha çok sever ve artık her zaman Mehpeyker’le eğelenmeyi hayal eder. Kaleme gidince bile işlerine odaklanamaz olur. Her gece annesine kalemdeki işleri bahane gösterip Mehpeyker’in yanına gitmesi annesini de şüphelendirmeye başlar. Arkadaşı Atıf Bey’le bu konuyu görüşmek için konuşur. Atıf Bey de dayısının daha iyi önerilerde bulunacağını düşünerek durumu ona anlatır ve beraber Fatma Hanım’ın yanına giderler. Mesut Efendi, Ali Bey’in annesine Mehpeyker’den ve onunla yaşadığı aşktan bahseder. Annesi bu durum karşısında mahvolur ve ne yapması gerektiğini sorar. Mesut Efendi de güzel bir cariye alarak onu bu aşktan kurtarabileceğini söyler. Fatma Hanım bu tavsiyeden sonra tüm vaktini cariye aramayla geçirir. En sonunda en sonunda beyaz tenli, sarı saçlı, mavi gözlü çok güzel bir cariye bulur. Bu cariyenin adı Dilâşûb’tur. Dilâşûb güzel olduğu kadar dürüst ve efendi bir kadındır. Ali Bey bir hafta boyunca Mehpeyker’in yanında kendini eğlenceye verir. Mehpeyker de onu evine gönderir. Eve dönünce yeni cariye Dilâşûb’u görür ve onu güzel bulur. Annesi onu görünce durumun gerçeğini bildiği halde kalemdeki illerden dolayı gelemediği yalanına inanmış gibi yapar. O gece Dilâşûb’u onun emrine verir ancak aralarında bir şey olmaz ertesi sabah annesi Dilâşûb’la beraber olmasını isteyince Ali Bey sinirlenir ve karşı çıkar. Annesi de bir fahişe yüzünden böyle yaptığını söyleyerek Ali Bey’i daha çok sinirlendirir ve Ali Bey geldiğine pişman olduğunu söyleyerek evden gider. Mehpeyker geçimini sağlamak için Ali Bey’den önce ara sıra Abdullah Efendi adında zengin ve yaşlı bir adamla görüşüyordu. Ara sıra görüşmesine rağmen her ay ondan düzenli olarak para almaktaydı. Ali Bey’i evine gönderdiği sırada da Abdullah Efendi de İstanbul’a gelmiş ve onunla buluşmak istemiştir. Çok güçlü biri olduğu için Mehpeyker bu teklifi kabul etmiş ve onun yanına gitmiştir. Ali Bey’le olan ilişkisini de ona anlatmış ve kendisinden bu ilişkiyi bitirmek için süre istemiştir. Abdullah Efendi de 6 ay müddet vermiştir. Mehpeyker orada bulunduğu sürede sürekli Ali Bey’i düşünmüştür. Bu sırada Ali Bey de Mehpeyer’i evinde bulamamış ve onu orda beklemiştir. Beklerken de annesinin haklı olduğunu düşünmeye başlamıştır. Mehpeyker’in kendisine 3 günden önce gelme dediğini de hatırlayıp iyice sinirlenmiştir. Mehpeyker gelene kadar kendini içkiye vermişti. Mehpeyker geldiğinde ise ona bahane sunmaya çalıştıysa da Ali Bey bu sefer hiçbirini dinlememiş çıkıp gitmiştir. Eve gidip annesini ayaklarına kapanmış ve ondan özürler dilemiştir. Annesi de Dilâşûb’la beraber olduğunda kendisinin mesut olacağını söyleyince Ali Bey zaten beğendiği bu kızı kendine kabul eder ve Dilâşûb ile evlenir. İlk başta bunun geçici bir heves olduğunu düşünen Mehpeyker zaman geçtikçe öyle olmadığını anlar. Ali Bey’e iki mektup yazar ancak herhangi bir cevap alamaz. Üçüncü mektubunda intihar edeceğini söyler. Ali Bey bu yazıyı görünce sinirlenir ve kendisi için intihar etmeyeceğini bildiğini söyleyerek ona bir hakaret mektubu yazar. Mehpeyker bu cevap mektubundan sonra intikam yemini eder. Dilâşûb hakkında bilgiler toplamaya başlar. Fatma Hanım’ın evine bohçacılar yollamaya başlar. Kendisi de hamamları gezer. Ve hamamda Dilâşûb’a denk gelir ve onun vücudunu inceler. Göbeğinin yanından biri siyah biri kumrala benzeyen iki ben görür. Bunun üstüne evdeki casuslarından birinin de Dilâşûb’un gönlünden geçenleri yazarken kocasının içeri girdiğini ve utancından kağıdı veremeyip yırttığını da öğrenir. Mehpeyker bu iki olayı intikamı için yeteceğini düşünür. Ali Bey’in Çamlıca’ya gideceğini öğrenince Abdullah Efendi’nin de yardımıyla bir adam tutan Mehpeyker de intikamını izlemek için oraya gider. Pertev Ağa ismindeki tutulan adam Ali Bey’in evini tarif eder oradaki kızın kendisine cilve yaptığından, göbeğinin yanındaki iki benden ve kendisine mektup yazarken kocasına yakalandığından bahseder. Ali Bey’in dünyası başına yıkılır hemen eve gider. Dilâşûb’u beklemeye başlar ve o gelince ona hakaretler savurur. Daha sonra da Dilâşûbun kafasını duvara vurur ve Dilâşûb kanlar içinde yere düşer. Annesi ne olduğunu anlayamaz. Dilâşûb’un namusundan emin olduğu halde mecburen onu satmak zorunda kalır. Mehpeyker de durumu bildiği için Dilâşûb’u satın alarak ona türlü işkenceler uygular ancak namusunu bir türlü kirletemez. Ali Bey de kendini içkiye vermiş, Dilâşûb’u annesi bulduğu için onunla da küsmüştür. Zamanla tüm mal varlıklarını içkide eğlencede yiyince annesi Fatma Hanım yoksulluktan ölmüştür. Mehpeyker intikamını almıştır ancak buna rağmen Ali Bey’i unutamamıştır. Abdullah Efendi’den yardım isteyerek onu bir eğlenceye davet ettirmiş ve iyice sarhoş olduktan sonra karşısına çıkmıştır. Birlikte olmak için Ali Bey’e yalvarır ancak Ali Bey bunu reddeder ve yine ona ağır sözler söyler. Bu olay Mehpeyker’in gururuna çok dokunur ve artık onu öldürmek ister. Hemen bir plan kurarak Ali Bey’i etrafı ıssız bir mekana eğlenceye davet ederler. Ali Bey davet edenin onlardan biri olduğunu bilmediği için kabul eder ve oraya gider. Mehpeyker de intikamını izlemek için oradadır. Yanında Dilâşûb’u da bu olayı izlemesi için getirmiştir. Ali Bey arkadaşı ile beraber gelmiş ve bir odaya çıkmıştır. Arkadaşı kadın getireceğini söyleyerek oradan ayrılır. Ali bey de orda bulunan içkilerden içmeye başlar. Mehpeyker tuttukları Hırvat katilin yanına giderek içkiden bayıldığı zaman öldüreceğini ona söyler. Bu konuşmayı dinleyen Dilâşûb hemen Ali Bey’in yanına giderekonu uyarır. Ali Bey sarhoş olduğundan ilk başta inanmaz. Daha sonra Dilâşûb’un tavsiyesiyle Hırvat ve Mehpeyker’i görmesi için sofaya çıkarlar. Onları göremezler ancak sesleri anlaşılır bir şekilde duyulur. Ali Bey tehlikenin farkına varınca hemen oradan çıkar ve hemen polise gider, durumu anlatır. Dilâşûb’u almayı aklına bile getirmemiştir. Bu durumu üzülen Dilâşûb, Ali Bey’in paltosunu giyerek oraya uzanır. Odaya giren Hırvat arkadan onu Ali Bey olduğunu düşünür ve bıçağı saplar. Polis gelince Mehpeyker tavan arasından kaçmak için oraya girer. Ali Bey’in sesini duyunca onları gözetlemeye başlar. Ali Bey, Dilâşûb’u o halde görünce pişmanlığını dile getiren sözler söyler. Dilâşûb son kez gözünü açıp kendisine inanma mutluluğunun ona yeteceğini söyleyerek son nefesini verir. Daha sonra Mehpeyker bulunduğu yerden çıkarak Ali Bey’e Dilâşûb hakkındaki tüm gerçekleri, kuruduğu oyunu her şeyi anlatır. Ali Bey çok sinirlenerek Hırvat’ın bıraktığı kanlı bıçağı alarak Mehpeyker’in göğsüne saplar. Polisler de Hırvat’ı yakalayıp geri döndüklerinde gördükleri karşısından donakalırlar. Ali Bey hapis cezasına çarptırılmıştır. Ara sıra annesinin mezarına gitmesine izin verilmiştir. Kitabın son cümlesi de “Son Pişmanlık Fayda Etmez” olan ünlü bir sözdür. Tekirdağ’da doğan Namık Kemal, küçük yaşta şiir yazmaya başlamıştır. Zamanla dönemin şairleri arasında tanınmış ve “Encümen-i Şuara“ya girmiştir. 1862 yılında Şinasi ile tanışması hayatında dönüm noktası olmuş, Tasvir-i Efkârda yazı yazmaya başlamıştır. Edebiyattan siyasete kadar çeşitli konularda bilgili ve coşkulu yazıları ile büyük ün kazanmıştır. Şinasi Paris’e giderken Tasvir-i Efkârın idaresini ona bırakmıştır. “Hürriyet”, “Hadika”, “ibret” gazetelerinde yazılar yazan Namık Kemal; “Vatan yahut Silistre” piyesinin temsili sırasında meydana gelen olaylar yüzünden 1873’te Magosa’ya sürgün edilmiştir. Af çıkarılması üzerine İstanbul’a dönmüş, Sultan Abdülhamit’in 1877 Türk-Rus savaşını bahane ederek Meclis-i Mebusan’ı kapatmasından sonra, önce Midilli’ye, sonra Rodos ve Sakız’a kaymakam tayin edilmiş ve 2 Aralık 1888 yılında ölmüştür. Mezarı Bolayır’dadır. Edebiyatın aşağı yukarı her türünde şiir, roman, tiyatro, makale, eleştiri, mektup, tarih… eserler veren Namık Kemal’e “vatan şairi” denilmiştir. Namık Kemal, şiirlerinde biçim ve dil bakımından eskiye bağlıdır ancak “hürriyet, adalet, vatan, millet” gibi yeni konuları işlemiştir Heceyle yazdığı birkaç şiiri de vardır.. “Toplum için sanat” anlayışına bağlı olan Namık Kemal, eserlerinde vatan ve millet sevgisinin yanı sıra özgürlük, hak, hukuk, adalet, ahlak ve aile kavramlarına geniş yer vermiştir. En yararlı eğlence gözüyle baktığı tiyatroyu halkın eğitilmesinde bir araç olarak kullanmış; bu nedenle tiyatro eserlerinde daha sade bir dil kullanmıştır. Cesur, coşkulu ve içten bir söyleyişe sahip olan Namık Kemal, romantizmden etkilenmiştir. İlk edebî roman olan “İntibah” ve ilk tarihî roman olan “Cezmi“ Namık Kemal tarafından yazılmıştır. Batı etkisinde gelişen yeni edebiyatı savunmuş, bu amaçla eski edebiyatımızı divan edebiyatını eleştirmiştir. Bu konudaki yazıları eleştiri türünün ilk örnekleri arasına girmiştir. En ünlü şiiri, özgürlük ve vatan sevgisi temasını işlediği “Hürriyet Kasidesi“dir. Ziya Paşa’nın “Harabat” adlı eseriyle divan edebiyatına yönelmesi üzerine Namık Kemal “Tahrib-i Harabat” ve “Takip” adlı iki önemli eleştiriyle Ziya Paşa’ya olan tepkisini dile getirmiştir. ESERLERİ 1. Roman İntibah İlk edebî roman Cezmi İlk tarihî roman 2. Şiir Hürriyet Kasidesi, Vaveyla, Hilâl-i Osmanî.. 3. Tiyatro Vatan yahut Silistre, Celalettin Harzemşah, Akif Bey, Gülnihal, Zavallı Çocuk, Kara Bela 4. Eleştiri Tahrib-i Harabat, Takip, İrfan Paşa’ya Mektup, Celal Mukaddimesi, Renan Müdafaanamesi 5. Tarih ve Biyografi Devr-i İstilâ, Barîka-i Zafer, Evrak-ı Perişan, Kanije, Osmanlı Tarihi 6. Çıkardığı Gazeteler Tasvir-i Efkâr Şinasi’den sonra çıkarmaya devam etmiştir. Hürriyet Ziya Paşa’yla birlikte Londra’da çıkarmışlardır. İbret İNTİBAH NAMIK KEMAL ROMAN ÖZETİİNTİBAH NAMIK KEMAL ROMAN ÖZETİ ESERİN ADI İNTİBAHYAZARI NAMIK KEMALBASKI YILI 1973SAHİFESİ 128BASILDIĞI MATBAA SULHİ BARAN MATBAASIA. ESERİN ÖZETİ Varlıklı bir ailenin çocuğu olan Ali Bey,yirmi iki yaşlarında iyi bir eğitim ve öğrenim görmüş bir hayat tecrübesinden seçkin gezinti yerlerinden biri olan Çamlıca’da dolaşırken çok güzel bir kadınla adı Mahpeyker’ adam, ilk karşılaşmada ilgi duyduğu bu kadını derin bir aşkla sevmeğe başlar. Bu ilk tanışmadan sonra hemen her hafta Mahpeyker’le buluşmak üzere Çamlıca’ya gider. Oysa kadının kirli bir geçmişi vardır ve Ali Bey’in sevgisine layık durumun farkında olmayan ve onu da kendisi gibi temiz bir sevda içinde hyal kuran genç adam, kısa zamanda eini ve işini ihmal etmeye geceleri bile evine uğramadığı süre sonra ailesi, Ali Bey’in durumunu zor kullanarak,bu durumdan kurtarmaktan çek, başka çarelere annesi oğlunu dış etki ve bağlardan kurtarmak için eve genç ve çok güzel bir cariye adı Dilaşub’ cariye temiz,saf,iyi ahlaklı bir gencecik amacı, Ali Bey’in Dilaşub’u sevmesi, böylelikle yakasını sokak kadını Mahpeyker’den var ki, iyi düşünülmüş bu çare umulanı vermez;Ali Bey, Dilaşub’un dfarkında bile geçen gün çoğalan bir sevdayı Çamlıca’ya, Mahpeyker’e taşımaya devam eder. Aradan bir süre seferinde yine sevgilisine gidip onu evinde bulamayan Ali Bey, bir tesadüf v küçücük bir inceleme sonucu,onun nasıl bir kadın olduğunu bir sarsıntı bu sarsıntılarla bocalarken,annesi ustalıkla Dilaşub’u yeniden karşısına ihtiyacı ile yanan genç adam bu sefer genç,güzel cariye ile da zaten çoktan beri Ali Bey’i yandan Ali Bey’in kendisine uğramadığını gören ve sebebini araştıran Mahpeyker,durumu öğrenince büyük bir öfkeye kapılır;iki gençten intikam almaya karar tanıdıkları aracılığı ile hazırladıkları iftiraları yağdırmaya iftiraların ağırlık noktası,Dilaşub’un da,kendisi gibi,iffetsiz bir kadın olduğu Bey, kısa zamanda bu iftiraların etkisinde karısına olan sevgisi zaten bir tesellinin ucuna bağlanmış bir düğümden ibaret olduğu için, çabucak kine ve düşmanlığa bir gün karısını adam akıllı azarlar,döverbununla da yetinmez, genelevlerden birine kapatılmak üzere zavallıyı bir esirci tellalına tellalı aslında Mahpeyker’in alıp doğru Mahpeyker’e paralı ve genç sevgilisini elinden almış olan mazlum kadını, kendisine bağlı evlerden birinde sermaye olarak kullanmaya üste uğradığı gönül kırıklıkları ve yaşadığı düzensiz hayat Ali Bey’in sağlığını sonucu olarak kötü bir sona gittiğini sezinleyen annenin de hastalığı artar;sonunda bu kahırlara dayanamayarak Bey’e karşı olan kini bir türlü sönmeyen Mahpeyker, Dilaşub gibi onuda büsbütün mahvetmek kararını gerçekleştirmek üzere bir plan düzenlerAli Bey’i bir eğlenti evine çağıracak ve orada bir yolunu bulup her zaman sevmiş olan,hala da seven Dilaşub, bu planı zorluklarla, gizli yollardan ona haber salar, hakkındaki kötü hazırlığı kendisine habere önce inanmayan Ali Bey,gittiği evde durumun gerçekten de böyle olduğunu öğrenince bir yolunu bulup kaçar ve kurtuluşundan dolayı büyük bir mutluluk içine düşen Dilaşub, onun kaçarken bıraktığı paltosuna sarılır ve yatağına sonra genç adamı öldürmekle görevli kiralık katil odaya odada göz yordamı ile aranırken, köşede palyolu birinin uyuduğunu görür; usulca yanına sokulup elindeki bıçağı kelbine saplar,kadıncağızı arada Ali Bey, karakola gitmiş birkaç emniyet görevlisi alarak yeniden eve girip de Dilaşub’un kanlar içinde yüzen cesedini görünce çılgına o sırada dudaklarında zalim bir tebessümle, içeriye Mahpeyker kaybeden Ali Bey, Dilaşub’u öldürn bıçağı kapıp Mahpeyker’i delik deşik eder ve yanındaki emniyet görevlilerine teslim Bey; artık herşeyii ,sağlığını,sevdiği kadını,şeref ve onurunu, servetini yitrmiş bir zavallı bir büyük elemlerim havası içinde bir süre hapishane köşelerinde sürünür ve birgün tam bir hüsran içinde son nefesini MUHTEVA BİLGİSİA. ANA FİKİR Karşılaştıkları olaylar hakkında derinlemesine değerlendirme yapmadan karar veren insanlar çoğu zaman yanlış ne yazık ki bu karardan dönmeleride çok zor son pişmanlık fayda ALINACAK DERSLER Güvendiğimiz insanları iyi tanımamız lazımdır. Sevdiğimiz insanları seçerken çok dikkatli olmalıyız. Kalbimizin sesini dinlerken beynimizin de sesini dinlamaliyiz. Aşık olunmaması gereken kişilere aşık olanların hayatları alt-üst olur. Seçimlerimiz yaparken sonuölarını göz önünde bulundurmalıyız. Kaybedecek birşeyi olmayanlar hiçbir şeyden korkmazlar. Düşünerek karar vermeliyiz. Bir anlık zevkler uğruna hayatımızı OLAYIN KİŞİLERİ VE TAHLİLLERİ 1 FİZİKİ TAHLİLİALİ BEY Yirmi bir, yirmi iki yaşlarında yakışıklı bir benizli, kızların dikkatini toplayacak derece ona vurulmasının tek sebebi de onun bu karşı konulmaz Boyu posu gayet düzgün, siyahımsı samur saçlı, incerek düz kaşlı, noktalı yeşil gözlü, çekme burunlu,ufacık ağızlı, kor dudaklı bir BEY Aşağı yukarı Ali Bey’le aynı biri olan Atıf Bey terbiyeli olduğu kadar düzgün giyimli ve bakımlı bir BEY Ellili yaşlarda olan Mesut Efendi’nin şakkalarına aklar düşmüş, yüzünde çizgiler dış görünüşüyle açığa HANIM Ali Bey’in annesi olan Fatma Hanım, özellikle kocasının ölümünden sonra iyice önce oğlunun mürüvvetini görmek EFENDİ Çok zengin olan Abdullah Efendi, Suriyeli bir Arap’ yetmişi geçtiği halde kadın, kız peşinde koşmaktan kendini bakılamayacak kadar suratsız, çirkin bir çiçek bozuğundan delik deşik, rengi zenci hurması denilecek drecede koyu de hastalıklardan dolayı hem pereli hem de kısmı frengiden dökülmüş çentik,yarım burnu;fırça yüzü görmemiş çürük dişleri; uyuz hyvan tüyü kadar seyrek bıyık ve sakalı, yüzünün korkunçluğunu bir kat daha Vücudunun tüm güzellikleriyle tam bir Ali Bey’ietkileyen Dilaşub,sçları sırma gibi sarı; alnı duru ve beyaz; tatlı mavi gözleri ve gülpembe yanaklarıyla çok çekiciydi. 2 RUHİ TAHLİLİ ALİ BEY Vatanımızın kültür merkezi olan İstanbul’da büyümüş, özel öğretmenlerden ders almış, çok muhteşem şekilde öğrenim kadar ki;daha on yaşına bastığı zaman birkaç yabancı dl Bey’in terbiyesine ve davranışlarına bakanlar kendisini adeta bir melek Ali fazlaca sinirli ve kanı oynak neticesi olan hiddetini, aldığı terbiye ve gördüğü şefkatli muameler sayesinde, herhangi bir şeye karşı lüzumundan fazla, adeta esirlik derecesinde düşkünlüğü hemen her halinden neye merak sarsa, bütün işlerini bir yana bırakır, dünyayı unutur, sadece onunla meşgul şeyi arzu eder de gerçekleştirmesinde küçük bir engele rastlasa, arzusu ne kada önemli olursa olsun, onu gerçekleştirmek için en büyük fedakrlıktan ufak bir emeline ulaşamıyınca günlerce hastalanır; geceleri gizli gizli Terbiye ve ahlak bakımından Ali Bey’in tamamen ve namussuz bir aileden yetişmiş; daha on dört, on beş yaşına gelmeden rezaletin her çeşidini okuyup yazma öğrendiği ve hemen bütün şahitlerini İstanbul’un tanınmış aşifteleriyle geçirdiği için şeytani zekası çok adamı elde edip ona keyfinin istediği şekilde tahakküm derece şehvet düşkünü olduğu için hoşlandığı erkekleri bin cilveyle hükmü altında tutmak ister ve bunu daima ustalıkla erkekleri gerçekten severdi; fakat yılan bir adama nasıl sarılırsa bu da öyle sarılmak o erkeğin yalnız kendisine ait olmasını BEY Ali Bey’in iş arkadaşı olan Atıf Bey en az Ali Bey kadar terbiyeli ve karakterli bir zamanda ALİ Bey ile canciğer arkadaş ve sırdaş ve nasihatlarıyla Ali Bey’e yardımcı olmaya BEY Atıf Bey’in dayısı olan Mesut Bey İstanbul’un her köşesine sokularak çeşitli olayların içinde yoğrulmuş, dünyanın kaç bucak olduğunu anlamış, tecrübeli bir düşmanı iyilerin HANIM Oğlunu gayet terbiyeli ve olgun şekilde yetiştirmeye dikkat başına gelebilecek en ufak kötülük onu Mahpeyker’e aşık olduktan sonra oğlunun geleceğinden şüphe eder isteği ölmeden önce hayırlısıyla oğlunun mürüvvetini EFENDİ Suriye’nin en alçak, en ahlaksı adamlarından olduğu tüccarları batırarak çok para kazanmış, bin bir hile ve düzenbazlıkla servetini kat kat tanıştıktan sonra ona büyük bir ilgi Bir cariye olarak Ali Bey’in evine Bey’le evlendikten sonra iftiraya uğraması sonucu satılmış ve Mahpeyker’in eline düştükten sonra bin bir sıkıntı ve işkenceye göğüs Ali Bey’i gönülden sevmektedir. 3 SOSYAL TAHLİLLERİALİ BEY Babı-Ali’ de ktiplik yapan ALİ Bey özellikle bbasının ünüyle tanınmış terbiyeli ve dürüst duruma düştüğünde babasından kalan mirası sayesinde Tam anlamıyla bir bu aşifteliği annesinden yaştan beri her türlü namussuzluğu ve ahlaksızlığı fikri beğendiği erkeklerle birlikte BEY İstanbul’un ileri gelen ailelerinden birinin çocuğu olarak yetişmiştir. Eğitimini tamamladıktan sonra Babı-Ali’ de katiplik yapmaya BEY Olgun ve terbiyeli karakteriyle, çeşitli yönleriyle tanınmış, güvenilir br tecrübeli olan Mesut Bey İstanbul’u, özellikle de Çamlıca’yı tüm yönleriyle EFENDİ Aşırı derecede zengin, bir o kadar da şerefsiz ve namussuzdur. Mısır’la yaptığı ticaret işleri sayesinde çok para kazanan Abdullah Efendi’nin yapamayacağı şerefsizlik ve adilik her türlü kötülük BİLGİSİ Edebi eserler insanla ilgili gerçekleri vermeye ister yaşadığı zamanla ilgili olayları ister, yaşamadığı olayları ele alsın, içinde yaşadığımız dünyadan aldıklarını kullanarak gerçeğe uygun bir dünya dünyasında aldıklarını kullanarak gerçeğe uygun bir dünyayı anlatan edebi eserlerin başında roman olayları anlamak ve anlatmak ihtiyacından doğmuş bir edebi çok romancı, bir olayı değil, bir hayatı veya hayatın önemli bölümlerini anlatmayı amaç sebeple uzun bir hikaye olarak da tanımlanan romanda olaylar ve kişilerin sayısı fazla olmakta, karakterlerin incelenmesine, ruh çözümlemelerine daha çok yer aynı zamanda romanı hikayeden ayıran en önemli özelliklerdir. Romanda hikaye değil, hikayeler hareket ve olaylar zinciri olmadan bir hikayenin yazılması çok geniş bir zaman dilimini öncesi ve sonrası da olarak romanlarda da hikayelerdeki gibi plan uygulanır. Giriş Yer. Zaman, kişi ve dekorlar anlatılır. Gelişme Olaylar düğümlenir, kişiler türlü yönleriyle ele alınır, okuyucu merakı yoğunlaştırılır. Sonuç Olayların düğümü çözülür, birtakım neticelere türleri Romantik, realist, natüralist, psikolojik, polisiye ve tarihi olmak üzere roman türleri vardır. Sizlere bu yazımızda İntibah – Namık Kemal eser özeti hakkında bilgi vereceğiz. Eserin özeti, konusu, ana karakterleri hakkında merak ettiğiniz bir çok sorunun cevabını yazımızda bulabilirsiniz… İntibah – Namık Kemal ROMANIN KONUSU Ali Bey, Mahpeyker adında eğlence düşkünü bir kadına henüz onu tanımadan aşık olur. Fakat fazla geçmeden kadın onu aldatır. Ali Bey daha sonra Dilaşub adlı bir cariyeyle evlenir. Ama Mahpeyker bunuı kıskanır. Türlü iftiralar atar. Ali Bey de buna inanır. Ve Ali Bey’in sonu gelir. ROMANIN ANA KARAKTERLERİ Ali Bey Zengin bir ailenin tek evladı. Yirmi bir yaşında, iyi bir eğitim görmüş, İstanbullu hovarda bir gençtir. Mahpeyker Hafifmeşrep ,kötü niyetli , namussuz bir aileden yetişmiş; on beşine gelmeden rezaletin her çeşidini öğrenmiş bir fahişe. Dilâşûb Sırma saçlı kalın kaşlı, mavi gözlü, genç, güzel, ahlaklı, saf ve temiz bir cariye. Fatma Hanım Ali Bey’in annesi. Atıf Bey Ali Bey’in çalışma arkadaşı. Mesut Bey Atıf Bey’in dayısı. Abdullah Efendi Çok zengin Suriyeli bir Arap. Hırvat Abdullah Efendi’nin Ali Bey’i öldürmek için tuttuğu kiralık katil. Pertev Ağa Abdullah Efendi’nin Dilâşûb’a iftira atması için görevlendirdiği adam. ÖZET Varlıklı bir ailenin çocuğu olan Ali Bey, yirmi iki yaşlarında iyi bir eğitim ve öğrenim görmüş bir gençtir. Yalnız hayat tecrübesinden yoksundur. 19. yy’ın seçkin gezinti yerlerinden biri olan Çamlıca’da dolaşırken çok güzel bir kadınla tanışır. Kadının adı Mahpeyker’dir. Genç adam, ilk karşılaşmada ilgi duyduğu bu kadını derin bir aşkla sevmeğe başlar. Bu ilk tanışmadan sonra hemen her hafta Mahpeyker’le buluşmak üzere Çamlıca’ya gider. Oysa kadının kirli bir geçmişi vardır ve Ali Bey’in sevgisine layık değildir. Bu durumun farkında olmayan ve onu da kendisi gibi temiz bir sevda içinde hayal kuran genç adam, kısa zamanda eini ve işini ihmal etmeye başlar. Zamanla geceleri bile evine uğramadığı olur. Bir süre sonra ailesi, Ali Bey’in durumunu öğrenirler. Onu, zor kullanarak, bu durumdan kurtarmaktan çek, başka çarelere başvururlar. Delikanlının annesi oğlunu dış etki ve bağlardan kurtarmak için eve genç ve çok güzel bir cariye alır. Cariyenin adı Dilaşub’dur. Bu cariye temiz, saf, iyi ahlaklı bir gencecik kızdır. Annenin amacı, Ali Bey’in Dilaşub’u sevmesi, böylelikle yakasını sokak kadını Mahpeyker’den kurtarmaktır. Ne var ki, iyi düşünülmüş bu çare umulanı vermez; Ali Bey, Dilaşub’un dfarkında bile değildir. Her geçen gün çoğalan bir sevdayı Çamlıca’ya, Mahpeyker’e taşımaya devam eder. Aradan bir süre geçmiştir. Bir seferinde yine sevgilisine gidip onu evinde bulamayan Ali Bey, bir tesadüf v küçücük bir inceleme sonucu, onun nasıl bir kadın olduğunu öğrenir. Büyük bir sarsıntı geçirir. O, bu sarsıntılarla bocalarken, annesi ustalıkla Dilaşub’u yeniden karşısına çıkarır. Avunmak ihtiyacı ile yanan genç adam bu sefer genç, güzel cariye ile ilgilenir. Dilaşub da zaten çoktan beri Ali Bey’i sevmektedir. Evlenmeleri kararlaştırılır. Öte yandan Ali Bey’in kendisine uğramadığını gören ve sebebini araştıran Mahpeyker, durumu öğrenince büyük bir öfkeye kapılır; iki gençten intikam almaya karar verir. Birçok tanıdıkları aracılığı ile hazırladıkları iftiraları yağdırmaya başlar. Bu iftiraların ağırlık noktası, Dilaşub’un da, kendisi gibi, iffetsiz bir kadın olduğu şeklindedir. Ali Bey, kısa zamanda bu iftiraların etkisinde kalır. Onun karısına olan sevgisi zaten bir tesellinin ucuna bağlanmış bir düğümden ibaret olduğu için, çabucak kine ve düşmanlığa döner. Nihayet bir gün karısını adam akıllı azarlar, döverbununla da yetinmez, genelevlerden birine kapatılmak üzere zavallıyı bir esirci tellalına satar. Esirci tellalı aslında Mahpeyker’in adamlarındandır. Dilaşub’u alıp doğru Mahpeyker’e götürür. Mahpeyker, paralı ve genç sevgilisini elinden almış olan mazlum kadını, kendisine bağlı evlerden birinde sermaye olarak kullanmaya başlar. Üst üste uğradığı gönül kırıklıkları ve yaşadığı düzensiz hayat Ali Bey’in sağlığını sarsmıştır. Bunun sonucu olarak hastalanır. Oğlunun kötü bir sona gittiğini sezinleyen annenin de hastalığı artar; sonunda bu kahırlara dayanamayarak ölür. Ali Bey’e karşı olan kini bir türlü sönmeyen Mahpeyker, Dilaşub gibi onuda büsbütün mahvetmek kararındadır. Bu kararını gerçekleştirmek üzere bir plan düzenlerAli Bey’i bir eğlenti evine çağıracak ve orada bir yolunu bulup öldürecektir. Kocasını her zaman sevmiş olan, hala da seven Dilaşub, bu planı öğrenir. Büyük zorluklarla, gizli yollardan ona haber salar, hakkındaki kötü hazırlığı kendisine bildirir. Bu habere önce inanmayan Ali Bey, gittiği evde durumun gerçekten de böyle olduğunu öğrenince bir yolunu bulup kaçar vekurtulur. Eşinin kurtuluşundan dolayı büyük bir mutluluk içine düşen Dilaşub, onun kaçarken bıraktığı paltosuna sarılır ve yatağına girer. Biraz sonra genç adamı öldürmekle görevli kiralık katil odaya girer. Karanlık odada göz yordamı ile aranırken, köşede palyolu birinin uyuduğunu görür; usulca yanına sokulup elindeki bıçağı kelbine saplar, kadıncağızı öldürür. Bu arada Ali Bey, karakola gitmiş birkaç emniyet görevlisi alarak yeniden eve dönmüştür. İçeri girip de Dilaşub’un kanlar içinde yüzen cesedini görünce çılgına döner. Tam o sırada dudaklarında zalim bir tebessümle, içeriye Mahpeyker girmektedir. Kendini kaybeden Ali Bey, Dilaşub’u öldürn bıçağı kapıp Mahpeyker’i delik deşik eder ve yanındaki emniyet görevlilerine teslim olur. Ali Bey; artık herşeyi, sağlığını, sevdiği kadını, şeref ve onurunu, servetini yitirmiş bir zavallı bir insandır. Bu büyük elemlerim havası içinde bir süre hapishane köşelerinde sürünür ve birgün tam bir hüsran içinde son nefesini verir. Türk Edebiyatı Eser Özetleri

namık kemal intibah geniş özeti